31 Aralık 2010 Cuma

yeni yıl dileği


                                          yeni yılda gülücükler yüzünüzden eksik olmasın!

30 Aralık 2010 Perşembe

29 Aralık 2010 Çarşamba

dikkat,bu bir isyan yazısıdır!

  


    gençlikte kilo alıcam diye yeme,yaş geçince kolestrolüm var,şekerim yüksek diye yeme.off hayat çok zor çook.

27 Aralık 2010 Pazartesi

zorlu süreç: diş çıkarma

      


  ohhh niyahet mi desem dur daha yeni başlıyoruz mu desem?Ceren ilk 2 dişini çıkardı ama ben de 9 doğurdum.aslında diş çıkarıyor olduğunu bilsem daha rahat olurdum.nereden bilelim işte ilk çocuk.tam 1 ay süren iştahsızlığı dişe yoramadım.3 kez doktora gittik.evet,şimdi söyleyince komik geliyor ama doktora gittik yemek yemiyor diye.ama ne yememek!bir gün 22 saat aç gezdi.diş olabilir diyorlar,soruyorlar salya,ateş,ishal?ı-ıhh hiçbiri yok.kilo kaybediyor,iyice moralim bozuluyor.ama işte bir sabah kaşığa çıt çıt dişler vuruyor.derin bir ohh çekiyoruz ailece.ve iştahı normale dönen çocuğun eline ilk önce ekmek veriyoruz tipik bir Türk ailesi olarak.



emzirme reformu mimi



Ayda'nın annesi mimlemiş.konu: anne sütü

(1) Türkiye'de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç?

oldukça yüksek bi oran bekliyordum %40-50 gibi ama okuyunca gördüm ki sadece %1,3 müş..

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?

8 ay.

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

yasal hakkım olan 8 hafta.yaz tatili yaklaşmakta olduğu için kalan süreyi rapor-ücretsiz izinle hallettim.6.ayda işe başladım.

(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?

öğretmenler için öyle bi izin olmadığını söylediler.az ders aldım,1 günümü boşalttım.tabi öğretmen sayısı yetersiz olsaydı da böyle bi lüksüm olmasaydı sanırım ücretsiz izne ayrılırdım.süt izni diye bişeye hoş bakılmıyor çünkü.

(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?


süt izniyle ilgili sorun oldu.ders programımı uygun ayarlamadılar.4 saat dersim vardı bi günde ama 6 saat okuldaydım.

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

hayır,yaşamadım.dışarı çıkmadan önce süt sağıyordum.arabada filan emziriyodum.toplum içinde hiç emzirmedim ama mecbur kalsam bi örtüyle kamufle ederek emzirirdim.

(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?
 
ihtiyacım oldu ama hiç bi destek bulamadım profesyonel olarak.yine yardımıma koşan buradaki annelerdi.hemşirelerin,doktorların bildiği bişi yok bu emzirme sorunları karşısında.

(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan "sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?

yok duymadım pek.sadece annem su içir,biraz da mama ver,eskiden 2 aylıkken herşeyi yemeye başlardı çocuklar şeklinde söylenmeleri oldu.

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?


evet biliyorum.gerekli çünkü emzirmek sanki çağ dışı birşeymiş gibi algılanıyor,sanki sadece taşrada yaşayanlar emzirir gibi bi algı var.
ayrıca çalışan anneler için de acilen bişiler yapılması gerekiyor.
anne sütü sanki belli bi aydan sonra işe yaramaz,faydasız gibi düşünülüyor.toplumumuzun bilinçlenmesi gerekiyor.


(10) Emzirme Reformu'nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için



http://emzirmereformu.com/ adresindeki formu doldurmanız yeterli.

evet destekledim.

24 Aralık 2010 Cuma

oto koltuğu seçimi

Artık ülkemizde de oto koltuğu kullanımı zorunlu hale geldi.gerçi ne kadar uygulanıyor ne kadar kontroller yapılıyor bilemiyorum.

Avrupa'da kazalardan etkilenen çocuk oranı %3 iken ülkemizde %46 larda.umarım bu uygulamayla,kucakta bebek taşımaya,çocukları ön koltuğa oturtmaya,hatta direksiyondayken kucağımıza çocuğu almaya son veririz.

oto koltuğunun zorunlu olmasıyla beraber çeşitli markalar değişik kampanyalar yaptılar.şu anda fiyatlar bikaç yüz liradan başlayıp 1000tl yi geçiyor.

0-9 kg bebekler için ana kucağı kullanılıyor.hatta hastaneler doğumdan sonra bebekleri evlerine gönderirken ana kucağınızın olup olmadığını soruyormuş,yoksa almadan eve gidemiyorsunuz:)


kraft ana kucağı


ana kucağı arabada bebeğin yüzü arkaya bakacak şekilde yerleştiriyorsunuz.ben emniyet kemeriyle sabitlemeye çalıştım,aslında isofix bazası alınıp daha güvenli bi şekilde yerleştiriliyor.

9kg'den sonra (biz 8 aylık ve 8,5 kg iken) oto koltuğuna geçmek gerekiyor.işte bu noktada hangi marka diye tıkanıyor insan.




graco

satıcının dediğine göre güvenlik testlerini geçen maxi cosi,römer,concord filanmış.bi ara graco filan da dedi ama üzerinde durmadık.amerikan markası filan dedi ama açıkçası ilgimi çeken bir marka değil.





maxi cosi tobi
 hep aklımda maxi cosi tobi vardı.yüksek oluşu hoşuma gitmişti.ancak Ceren içinde rahat edemedi.ayrıca maxi cosi çok terletiyor.



concord
                               concord'u öve öve bitiremediler,fiyatı da gayet uygundu ancak renk seçeneği çok az.acilen renklerini yenilemeleri lazım.çok iğrenç renk kombinasyonları yapmışlar.





chicco key 1

chicco dedik kesinlikle önermedi.römer'le yan yana koyup farkı gösterince ikna olduk.



maxi cosi priori isofix

hep isofixli alırım diyordum ama isofix ile emniyet kemeri bağlantısının aynı derecede güvenli oldugunu söylediler.isofix hani 2-3 arabanız vardır da bi ona takarsınız bi buna kolayca,e işte o zaman gerekli dedi satıcı,yine ikna olduk:)



britax römer king plus
sonuç olarak,biz römer aldık,memnunuz.ama bazen isofixli mi alsaydım diye düşünmüyor değilim.

Estee Lauder vs. Mac

  sanırım kendime gelmeye başladım:)artık çocuklu hayata adapte olduğumu düşünüyorum.daha doğrusu Ceren bizli hayata adapte oldu:))
  yemek yemedi,kakasını yapmadı,yeteri kadar uyudu mu muhabbetleri kendiliğinden kapandı.gerektiği yerde gerektiği kadar rahat bir insanımdır ama annelik işte azcık işin içinde delilik var,yerli yersiz endişelere kapılıyosunuz.neyse,konumuz neydi ne oldu.sözün özü,normale döndüm,artık daha çok alışveriş-makyaj postları girersem şaşmayın:)

Estee Lauder double wear stay in place concealer spf10
 
3 senedir Estee lauder double wear concealer kullanıyordum.bikaç ay önce Mac aldım.sabahları makyajımı begenmiyordum,heralde yorgunluktan diyordum.bitmek üzere olan Estee'ye geçiş yaptım.ve işte o zaman farkı farkettim.



M.A.C select moisturecover


evet,Mac'in yapısı yumuşacık,kolayca dağılıyor ama Estee gibi aydınlık bir görüntü ver-mi-yor.
Estee'nin yapısı daha yoğun ama bu demek olmuyo ki sürünce Lerzan Mutlu gibi geziyosunuz:)ayarında sürdükten sonra:)




Lerzan Mutlu


Estee  7ml,Mac 5ml. aradaki fark az demeyin,nerdeyse 1,5 katı.

double wear ayrıca 10 koruma faktörlü.

ikisi de çok beğendiğim,vazgeçemeyeceğim ürünlere sahip markalar.ancak tercih ettiğim concealer Estee olmaya devam edecek.Mac de bana sadece allık satmaya devam edecek:)

19 Aralık 2010 Pazar

the tourist




  Angelina Jolie ve Johnny Depp bir araya gelir de kötü biş çıkar mı?bu filme sırf Angelina'nın zerafetini izlemek için bile gidilir!Johnny'nin yakışıklılığını diyemeyeceğim çünkü gözleri sürmesiz o kadar da çekici değil!

Film Paris'te başlayıp Venedik'te devam ediyor.kuğu gibi süzülen Angelina,kıyafetlerinin takılarının şıklığıyla göz kamaştırıyor.film harika ötesi,süpersonic olmasa da izlemesi gayet eğlenceli.internetten puanlama 10 üzerinden 6,5 görünce vasat bi film bekliyordum ki yok,gidilmeli görülmeli.




      



    

12 Aralık 2010 Pazar

Body Worlds İstanbul

Haziran ayında başlayan bu sergi 17 Aralıkta yani bu Cuma sona eriyor.arkadaşım bu hafta biteceğini söylemese gideceğim de yoktu açıkçası.adını duyuyordum ama ne olduğu hakkında bi fikrim yoktu.ahh ah bilsem bu kadar etkileyici olduğunu son ana bırakır mıydım hiç?kesinlikle 2.kez ziyaret ederdim.

nedir bu body worlds?işte bu noktada kitlenip kalıyorum.insan vücudunun sergilendiği,organlarımızı,kaslarımızı,tüm sistemimizi bize tanıtan,embriyodan tutun da yaşlılığa kadar süreci anlatan bi sergi desem inanın o kadar basit kalır ki..

girişte öncelikle embriyolarla karşılaşıyorsunuz -ki beni en çok etkileyen kısım oldu.hafta hafta embriyonun gelişimi,pirinç tanesi gibi bir bebekle karşılaşmak,milimetrelik uzunlukta kolları bacakları görmek çok etkileyiciydi.daha sonra bebeğin ay ay büyümesi filan..herşey tamamiyle gerçek,maket yok.

daha sonra iskelet sistemini,sinir sistemi,organlarımız derken görsel bi şölen karşılıyor bizi.içimizi gösterirken bize,bir yandan iç dünyamıza yolculuğa çıkartıyor bizi.salam gibi dilimlenmiş karın kesiti,kriz geçirmiş bi kalp,inme inmiş bir beyin..sigara içen bir kişinin akciğeri,kanserli meme,ülserli mide..derimiz,bizi bir kıyafet gibi sarar diye öğrendiğimiz biyoloji bilgilerinin ne denli doğru olduğunu görmek.

dediğim gibi,sergiyi görmeden bu anlattıklarım o kadar yavan kalır ki.

çok etkilendim.sergiyi gezerken bu bedenlerin sahiplerini düşündüm,kimlerdi n'aparlardı?

hala gitmemiş olan varsa bu sergiye mutlaka gitmelisiniz.

4 Aralık 2010 Cumartesi

bir devir sona erdi



 Ceren ve annesinin anne sütü maceraları sona erdi.

nasıl rahatladım desem inanır mısınız?kocaman bir yük kalktı omzumdan.neden mi?

*emmeye pek düşkün olmadı.hep zorladım.
*pompayla yapışık geziyodum.
*işe başlayınca ister istemez süt azalıyor,tekrar arttırmak için çabalamaya başladım.sil baştan,tekrar aynı süreç,bunaldım.

6 ay kadar anne sütü alsa iyidir diyordum,hadi 2 ay da benden olsun dedi Ceren,8 aya tamamladı.tabiki de hayalim 2 yaşına kadar devam etmesiydi ama napalım.ne demiş süper star,hayatta her şey senin istediğin gibi olmuyor:)

emzirme dönemine ait en güzel hatıram,İrlanda'dan.temiz havadan mıdır nedir süt üretimim en üst seviyeye çıkmıştı.çantamda her daim süt mevcuttu pet şişelerin içinde,her bulduğum ağacın dibine döküyordum.komik bi görüntü oluyodu.Ceren,ileride İrlanda'da yaşarsa filan bu yüzden,süt çeker yani.

okyanus ötesinden gelen hediye

  
   hiç beklemedğimi bir anda bir paket buluverdim karşımda.heyecanla açtım,resmen kutuyu parçalayarak.neler çıktı içinden neler,biberonlar,kıyafetler,oyuncaklar...Ceren şimdilik anlamasa da onun yerine ben sevindim.

  yazın,yabancı bi forumda bir Türkiye aşığıyla tanıştım.kahve dünyasına bayılmış,bir kahve içmek için oradan neler vermezdim dedi.n'olacak ya ,ben sana burdan yollarım kahve dedim.e işte bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır diye boşuna dememişler.

3 Aralık 2010 Cuma

bir zamanlar ben

tembeldim.
8 saatten az uyuyunca çekilmez bir insan olurdum.
off televizyonda izleyecek hiç bişi yok diye koltukta oflaya puflaya bi o yana bi bu yana dönerdim.
''öğretmenlik bayanlar için ideal meslek'' diyenlere sinirlenirdim.
tek kaygım sabah ne giysem,akşam ne pişirsem idi.
sehpanın üzerindeki bardak,orta yerdeki terlik sinirimi bozardı.
cumartesi günleri gezmeye gitmezsem çatlardım.
sabahları 15 dakikada hazırlanıp evden çıkardım.
haftada bikaç kez çamaşır makinesini çalıştırırdım.
geceleri deliksiz uyurdum,tuvaletim gelse bile kalkmazdım.
uzuun uzun pazar kahvaltısı yapardım.
gazete okurdum.
dünyadaki en büyük sevgiden mahrumdum.

28 Kasım 2010 Pazar

prensesin uykusu

uyandırmak için bir masal anlatıyorum sana,dünyadaki tüm masalların aksine...
                                           
      Hiç bir masalda bu kadar ağlamamıştım.

24 Kasım 2010 Çarşamba

puset seçimi

bebek bekleyen veya yeni bebeği olmuş kişileri en çok ilgilendiren konudur bu puset konusu.bir kere alınıyor,iyi olsun,sağlam olsun,kullanışlı olsun,mümkünse 2.bebeğe kalsın:) hamileyken baya araştırmıştım ve bu aralar tekrar gündemimize geldi bi şekilde bu konu.şu ana kadar olan araştırmalarım,gözlemlerim ve tecrübeme dayanaraktan pusetlerle ilgili şahsi görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

benim için puset kesinlikle ana kucağı ile uyumlu olmalı yani travel system denilen zımbırtıdan olmalı.otomobille çok sık dışarı çıkan aileler ilk önce bunu dikkate almalı.bebek zaten otomobilde asla kucakta taşınmamalı.e bu durumda ana kucağı almak zaten şart.çocuğu hiç ana kucagından çıkarmadan pusete koymak çok pratik.bazen şurda burda anne-babalar görüyorum,ellerinde ana kucagı,içinde tosun bir bebek,kolları kopuyor yazık taşımaktan.hemen onları uyarasım geliyor yaa kardeşim,kendine işkence etme,git travel system bi puset al diyesim geliyor:)

peki hangi markalar hangi modeller var?

hamileyken buggster almaya karar vermiştim,maxi cosi ana kucagı ile uyumlu,3 tekerlekli,oldukça hafif bir puset.


buggster

 
ancak eşimin kuzeninde  maxi cosi taxi modeli vardı,artık kullanmadığı için ana kucagı ile birlikte bize ödünç verdi.travel system olunca atladım.sağlam bir puset.ama puset kısmı azıcık ağır:/ fakat geçen gün saraçhaneye gittiğimizde bu şikayetimi söylediğimde abla,en iyi pusetlerden biri bu,sen ağır puset görmemişsin dediler:)
      
maxi cosi taxi citi
          


bebe confort loola modeli de tıpkı maxi cosi taxi modeli gibi:
bebe confort loola
        





ayrıca Kraft'ında travel system pusetleri mevcut.fiyat olarak daha makul sanırım.hiç alıcı gözüyle bakmadım.bazı modellerin tekerlekleri çok kaba olsa da twist modeli gayet kibar geldi bana:


kraft twist


bir de meşhur Quinny var,katlanması kolay,çok az yer kaplıyo katlandığında falan filan,yatış pozisyonu olmaması tek dezavantajı.

quinny


Ceren artık ana kucağında durmamaya başlamıştı.otomobilde de sıkılıyordu hafif yatar pozisyonda gitmekten.oto koltuğu almamız gerekiyordu,gitmişken hafif bi puset de alalım dedik.en hafif modellerin Maclaren'de olduğunu öğrendim.triumph ve quest sport modelleri var.triumph'un renk seçenekleri daha cezbedici,fiyatı da daha uygun.baston puset olarak geçiyor ama alakası yok,gayet rahat bir puset,çocuğun poposu aşağıdan sarkmıyor yani:)ayrıca yatış pozisyonu var(tamamen yatmasa da).sürüşü çok kolay,hele maxi cosi'den sonra..ancaaakkk öyle ağır çanta filan asamıyorsunuz,hooop arkaya devriliyor.pusetin hafif,keza Ceren'in de bi o kadar hafif olması etkili tabi:)


Maclaren triumph modeli aklımda olan tek modeldi yani, fakat hiç bir mağaza da bulamadım.yazın bir çok mağaza indirime sokarak ellerindeki malı eritmişler ve bir daha gelmemiş,hatta söylediklerine göre distribütörde de yokmuş.ebay'den almaya karar vermiştim ki nette dolaşırken saraçhanede bi mağazada satıldığını gördüm.saraçhaneyi İstanbullular bilirler,Haşim İşçan geçidindeki bisikletçiler çarşısı,fiyatlar da piyasanın altında.üniversitedeyken hep o civarlardaydık,gün gelecek kızına buradn puset alacaksın buradan deseler,hadi len derdim çok afedersiniz.


maclaren triumph


next episode: oto koltuğu seçimi

23 Kasım 2010 Salı

kopyalanmaya karşı?


bu aralar ismini vermeyeceğim bir site(önceki yorumlardan ne oldugunu öğrenebilirsiniz) önüne gelen blogtan yazı çalıp yayınlıyor.sitenin adı modayla ilgili,tabi moda bloglarından çalmış,yetmezmiş gibi benim blogumdan da 'Ceren 8 aylık' yazımı çalmış.sinirlenmekten öte komik geldi,kabak gibi sırıtıyo benim yazı orada.iletişim miletişim hiç bi bilgi yok,bi mesaj attım ama tabiki de cevap gelmedi.

bikaç kod ekledim,sağ tuş kilidi gibi filan.ama 'resmi farklı kaydet' kısmını kitleyemiyorum,öyle bişi var mı gerçi bilmiyorum da:)

resimlerin üzerine imzaya devam.hadi ben bikaç kod daha araştırayım geleyim.sizin varsa kopyalanmaya karşı önlemleriniz öğrenmek isterim açıkçası.

tatilde ne mi yaptık?

yıllaaar sonra İstanbul'da evimizde bayram geçirmeye karar verdik.

Ceren yeni pusetinde gezmeyi pek sevdi:



tabi,arada annesi ile babasını da düşündü,onlara bi kahve içmeleri için fırsat tanıdı:



çok gezdi demiş miydim?



yeni arkadaşlarla tanıştı:



Duru kankasına gitti,beraber baby tv izlediler,beraber yemek yemediler:)



kabak dolması yedi ilk kez:




ben mi?ççookkkk yoruldum ama Cerenle oynadığımda her şeyi unuttum.


14 Kasım 2010 Pazar

Ceren 8 aylık

                             


ya ben Cerenle birlikte iyice hellokittyci oldum.hangimiz daha çocuğuz?o büyüyor,bense gençleşiyorum.





bebeklikten hafiften çıkmaya başladığının sinyalini veriyor artık Ceren.tutunup ayağa kalkıyor,dans ediyor,gel gel yapıyor.en komiği de 'gel gel' yapmanın suyunu çıkarmış olması.istemediği bişi olunca ağlarken 'gel gel' yapıyor:) tik halini aldı:)

bir yemek yiyişimiz var ki sormayın.ne üst baş kalıyor ne halı.zorladıkça üzülüyorum ama zorlamasam aç gezecek.baby tv imdadımıza yetişiyor öyle anlarda.evet,çocuğuma tv izletiyorum.uzmanlara burdan selam olsun.

blogum Akşam gazetesinde


pazar ekinde blogcu anneler toplandık.canımın sıkkın oldugu bi haftaya denk geldi röportaj,keşke daha geniş,daha ferah,daha pozitif bi zamanda olsaydı.Cerenimin resmini bile fırsat bulup yollayamadım.yine de herşeye rağmen blogumu,Cerenimle resmimi bu sayfada görmek çok mutlu etti beni.soyismimin eksik yazılmasına eşim bozulsa da:) Teşekkür ederim.

7 Kasım 2010 Pazar

Cerensiz gezmeye gitmeye kalkarsam...




...neler olur,dinleyin.


aslında konu geçen haftaya dayanıyor.29 ekim tatiliyle 3 gün tatil yapıcaz diye heveslenirken hiç umduğumuz gibi gitmemişti.dışarıda Ceren hanımın hiç bir şey yememesi,içmemesi,uyumaması nedeniyle baya gergin anlar yaşadık.sık sık kendime 'ne işin var gezmede bebekle,otur evinde' diye söylendim.Cereni bırakacağım kimsenin olmaması,ailelerin uzakta olması ve annemin bile gelip Ceren'e bakmak için bi girişimde bulunmaması,hiç bir desteğimizin olmaması..bunalttı da bunalttı..

e bu kadar bunalmışken eşim dediki cuma günü iş arkadaşlarım bi yemek ayarladı Taksim'de,hadi sen de gel dedi.Ceren'i de kuzene bırakmayı önerdi.bi hava değişikliği olur,bikaç insan görürsün dedi.1 hafta yok olmaz,gelmeyeyim dedim.sonunda ısrarlara dayanamayarak cuma sabahı tamam,geliyorum dedim.kuzeni ayarladım vs.

neyse bi hazırlandım Allahım,saç baş,elbiseler çizmeler..akşam üstü gittim,bıraktım Ceren'i,arabayı da oraya bıraktım.metrobüsle giderim dedim Taksim'e.nasıl bir sis var anlatamam,korku filmi gibi,dolmuş bekle,aheste aheste gitsin,trafiğe girsin derken 1 saatte metrobüse ulaştım.oyy anam oyy,o ne kalabalık.zar zor binip 5 durak gittim ki bir telefon kuzenden Ceren sen gittiğinden beri çığlık çığlığa ağlıyor,annii diye hem de.eliyle de gel gel yapıyor,istersen dön dedi.e tabi naptım geri döndüm.

3 Kasım 2010 Çarşamba

top 5


bu aralar ortalıkta dönüyor bu mim,hepiniz haberdarsınızdır,size de uğramıştır.eymen'in annesi bizi mimlemiş,biz de memnuniyetle cevaplandıralım.işte blogumun an itibariyle en çok okunan 5 konusu:


1.emzirme koltuğu meselesi: alayım mı almayayım mı diye düşündüm ama almadım.çok da iyi yapmışım.benim niyetim küçük,2 kişilk olan ama açılınca çift kişilik yatak olan bişi almaktı.baktım 1000-2000tl fiyatları vazgeçtim,emzirme koltugu da geçici bişi.gerek yok,almayın:)hiç pişman değilim.2 ay yanımızda yattı Ceren,sonra odasına geçti.gece 1 kez kalkıyodu,yatagımda emziriyodum.

2.dolabımı boşalttım: kullanmadığım ürünleri göndereceğimi anlattığım postum.baya ilgi çekmiş,dolap boşalttıkça haber veririm buradan.kıyafetleri de böyle halletsem dedim,eşim korkarım ki yakında beni de elden çıkaracaksın diyerek son noktayı koydu.

3.ışınlanan La Senza siparişlerim:ahh ah ne güzel bi alışverişti öyle.Hazirandaki indirim aynı tadı vermedi.bu Aralık ayında tekrar düşünüyorum bi sipariş daha.


4.rüya değil gerçek:yedik valla hepsini:) bu yılbaşında gelecek mi bakalım bi sepet daha?

5.bir anne nasıl çıldırtılır?o günleri özlüyorum desem.çünkü şimdi daha başka çıldıracak mevzular var ve de çözemiyorum.

31 Ekim 2010 Pazar

kaşıntı


bu aralar kaşınıyoruz galiba.planlar,araştırmalar,hayaller..en müsait zamanın yaz tatili olduğunu düşününce çocuk gibi yatcaz kalkcaz,yatcaz kalkcaz diye hesaplamalar.

virüs gibi bişi bu seyahat etmek,bi kere kana girdi mi tüm vücudu sarıyor.bulaşıcı da ayrıca...

30 Ekim 2010 Cumartesi

yeni notebook,yeni tema ve mutlu bir ben

uzun zamandır post girme performansım düştü.bunu iş güç çocukla uğraşmanın dışında bilgisayarımın bozulmuş olmasına da bağlayabiliriz.teee bi zamanlar milli eğitim bakanlığı laptop kampanyası başlatmıştı öğretmenlere.benim de ilk senemdi mesleğimde,6 sene önce yani,almıştım o toshibalardan.çok sadık bi kullanıcıyımdır,cep telefonum çalıncaya,bilgisayarım çatlayıncaya kadar kullanırım.benim işte o 6 yıllık laptop uzun süredir can çekişiyordu,bi gece eşim üzerine basmak suretiyle ekranını çatlattı,6 ay kadar çatlak ekranlı kullandım:)ve bir gün koltuktan düşerek can verdi bilgisayarım.işte o gün bu gündür,yaklaşık 2 aydır eşimin notebookuyla idare ediyordum.neyse bugün kavuştum yeni bilgisayarıma.Acer 4820 aldım,hem hafif hem ekranı 14'.işlemcisi i5.çok övülen bi üründü,hiç başka markaya modele bakmadan aldım..





yeni temamla ve yeni bilgisayarımla yazdığım ilk post..

ee,temam nasıl olmuş?çook beğendim,internetten tema da satın aldım ya,tebrik ediyorum kendimi.daha neler alıcam netten bi bilseniz ayrı bi post konusu,amanın bi postlar birikti sormayın.hadi bakalım Allah parmaklara kuvvet versin..

16 Ekim 2010 Cumartesi

dolabımı boşalttım

geçen hafta pembe peluşum gizemel yaptı,bu hafta da ben boşaltıyorum dolabımı.kullanmadığım ürünleri isteyenlere gönderiyorum,ilk mesaj atana istediğini göndereceğim.bi kişiye tüm ürünleri göndermek yerine bikaç kişiye göndermek adına maksimum 3 tane seçerseniz daha iyi olur.daha çok kişi faydalanmış olur.kargo alıcıya ait olacak.en sağdaki oje,antibakteriyel jel ve blistexlerden birini de seçabilirsiniz seçtiklerinize ek olaraktan.




1 no: clinique renkli nemlendirici,renk dore.esmer tenliyim ama bana da koyu geldi.daha çok bronz makyaj için uygun esmer tenlilerde.

2 no: bioterm biopur kil maskesi

3 no: scott barnes krem allık

4 no: makyaj paleti

5 no: golden rose ultra shine lipgloss no:209 (açık pembe)

6 no: golden rose multicolor diomonds lipgloss no:06 (fuşya,ışıltılı)

7 no: MAC pro longwear lipcolor ateş kırmızı.kalıcı bi gloss ve de çok iddialı.hiç kullanamadım.

8 no:golden rose perfect shine lipstick no:212 (çingene pembesi)

9 no: sally hansen french manikür seti

10 no: victoria's secret body sweat dream body butter

11 no: avon tekli far renk:metal rose (pembe)

en sağdakiler de alix avien mor oje,2 tane blistex ve antibakteriyel jel

11 Ekim 2010 Pazartesi

blogum 1 yaşında


11 ekim 2009,19 haftalık hamileyken tanıştık birbirimizle.hamilelik serüvenime,heyecanıma,mutluluğuma ortak oldunuz.sıkıldığımda benle beraber üzüldünüz.benle beraber gün saydınız doğuma.benle beraber büyüttünüz Ceren'i.hepiniz iyi ki varsınız,iyi ki burdayım.

8 Ekim 2010 Cuma

diyet listem



kilo verme çabalarım nihayet sona erdi.kısa sürede eski halime döndüm sayılır.sayılır diyorum çünkü 2 kg daha var vermem gereken,ama boyum uzun olduğu için ve önceden çok zayıf olduğum için belli olmuyor.
(bknz: ego patlaması) 29 ekim diye kendime tarih koymuştum bakalım 2 haftada gidecek mi 2 kilo daha.eş dost sırrımı soruyor.kimselere söylemediğim,sakladığım diyet listemi açıklıyorum,kaleminizi kağıdınızı hazırlayın.

* bir adet hareketli,kıpır kıpır bir bebek.
* ayakta durmayı,gezinmeyi ve sürekli konuşmayı gerektiren bir meslek.
* sabahları vakit kazanmak için yenen nestle nesfit.
* öğle yemeği bulunmayan bir dolap.
* yemek yapmayı sevmeyen bir bünye.
* 'tamam,akşam yemeğini ben hazırlarım,şimdi sana çok güzel bi salata yaparım' diyen bir koca.
* 'yoruldum da azcıcık evde oturalım' demeyen 'gezelim gezelim'diye ısrar eden bir iç ses.

3 Ekim 2010 Pazar

yerim seni!




azıcık fazla uyusun özlüyorum,yanına gidiyorum sürekli uyandı mı diye.fotoğraflarına bakıyorum şimdi,baktıkça kaldırıp sevesim geliyor:)