Ceren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ceren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Birikti de birikti

Yazacağım çok şey var.Hepsini bir postta yazsam yaşananlara ayıp olmaz mı?

Vize başvurusu yaptığımız günün akşamına uçtuk bile anneanne-babanne yanında. Buralarda yalnız olmazdı,gitmek lazımdı. Bıraktık işi gücü,telaşı İstanbul'da,nasıl olsa biteceği yoktu koşturmanın burada durdukça.



 Çiş öğretme çalışmalarına başlamıştım burada,aslında Ceren kendi istedi.Bezi istemiyorum,çıkar dedi her takdığımda. Ancak sürekli dışarı çıkmak gerekince bez tut,evde çıkar baya zor oldu. Anneanne-babanne yanında öğrenmeye başladı ve İstanbul'a döndüğümüzde -ki yaklaşık 10 günde işlem tamamdı. Annem sıkı sıkı tembihledi,bez hayatınızdan tamamen çıksın,ne gece ne gezmeye giderken ne de İsviçre'ye gittiğinizde sakın tutma artık dedi.Söz dinledik:) İlk 2-3 günün gecesi kaldırdım çişe,daha sonra baktım sabaha kadar tutuyor.Tabi arada,çişini kaçırdığı zamanlarda umutsuz olduğum zamanlar oldu.Ancak tam da umutsuz bir tweet attığım gün,Ceren arada kaçırmalarını da kesti:)




Sonracıma,başka bir olay da ben 30 oldum:) Bir kaç yıldır 28 yaşında idim,29'u yaşayamadan 30 olmuşum:) Pek bir değişiklik hissetmiyorum,bi olgunlaşma,bi aklın başına gelmesi gibi bişi olmadı. Asıl olgunlaşma anne olduktan sonra başlıyor aslında.Olgunlaşmadan ziyade,pek herşeyi kafama takmama,kendi doğrularımla yaşamayı anne olduktan sonra öğrendim.Bir de her lafa verilecek bir cevap bulmayı becersem,lafı gediğine koysam,yok fıtrat herhalde,böyle geldim böyle gidicem:)




Ve kısa süren gezmemizi,bir başka serüvene atılmak için noktalayıp İstanbul'a döndük.


Aslında Temmuz ayında benim için en büyük değişiklik İsviçre tatili oldu. Sanki bir dönüm noktası gibi,neyin dönümü bilmiyorum ama kendime geldim. Daha iyi bir insan olmak,daha kibar bir insan olmak,daha biliçli bir insan olmak,daha çevreci bir insan olmak,daha sportif bir insan olmak gibi gibi şeyler geçirdim içime.Neden,onu da bilmiyorum.Ama İsviçre beni çok etkiledi. Şimdiye kadar bir çok ülkeye gittim ama İsviçre ayrı bir büyüleyici etkiye sahip. Tabi kim bilir dünya üstünde daha neler var,en başında bizim ülkemiz hatta İstanbul dünyaya bedel.Ancak İsviçre görülmesi gerek yerlerin başında geliyor.Alplerin havası başınızı döndürebilir:)

Tatil ile ilgili elimde binlerce fotoğraf var,ancak sınırlı sayıda paylaşabileceğim için 3-4 post halinde İsviçre gezisini, ''neler yapılır''ı paylaşacağım sizinle yeni haftada,görüşmek üzere.

8 Temmuz 2012 Pazar

Geçerken uğradım




Uzun bir ara verdim blog yazmaya ama geçerli sebeplerim var.

Taşındık efendim,yıllardır 'Biz ne zaman ev alacağız?' ve de aylardır ' Nereden ev alacağız?' soruları cevaplarını buldu.Başta eş dost arkadaş çevresi olmak üzere hepimiz sevindik bu duruma.Zira onlar 'Bu kadar harcamayın,bu kadar gezmeyin de ev alın!' sorularını sormaktan,biz de duymaktan kurtulmuş olduk.

İnsanın kendi evi olması çok güzel bir duygu derler,yoo hiç de öyle büyük bir duygu değişimi yaşamadık.Ev işte bildiğin.Aman misafiriz neticede hepimiz bü dünyada,ona bakmalı:)




Ama bildiğim bişi var ki küçük ev gibisi yokmuş.Evlendiğimizden beri o hangar gibi ev resmen bizi boğmuş.Bir mutfak vardı abicim bildiğin salon.Bir balkon vardı bildiğin teras.Şimdi 2+1 evimde,küçük mutfağımda işimi şipşak bitiriyorum.

Rahatsız olduğum tek bir konu var: Ankastre! Evlenirken özellikle beyaz aldım adı üstünde beyaz eşyaları.En dijital olmayanları seçtim.Bi ciflersin miss gibi olur.Bu ankastre nedir böyle,parmak izi bırakır,silersin bezin izi kalır.Temizleyiciler dünya para,Cif ya bildiğin Cif,15 tl! Hele o seramik ocaklara hiç değinmeyeceğim,yemek pişirme konusunda tüm bildiklerinizi unutun!Yumurta haşlayacaksınız mesela,su kaynamıyor ama yumurta tam pişmiş oluyor,rafadanı tutturamıyorsunuz:))





1 ayda zar zor yerleştim,bloga girerim artık dedim,bu sefer de internet yok,telefon çekmez.Ne şartlar altında yazıyorum bu yazıyı bilseniz:)

Ceren'i mi sordunuz,iyi iyi maşallah:) İnstagram ve twitterdan görürsünüz maceralarını:)Okullarımız gecen hafta tatil oldu,1 haftadır evdeyiz kendisiyle,yeter bu kadar,haftaya vınn anneanne-babanne yanına.Yoksa ilişkimiz zarar görecek:)





 Tatile mi geldik anne? dedi okulun son günü eve gelince.Hani tatil başladı artık dedik ya:) Baya ağladı gidelim diye:) Malesef haftaya kadar daha evde uyuzlanacağız,vize işlerimizi halledeceğiz,ondan sonra Abbas yolcu.





Fırsat buldukça uğrarım buralara:) Gerçi twitter ve İnstagram çıktı,mertlik bozuldu:) Oralara yazmak daha pratik ve de eğlenceli oluyor kimi zaman:) Yine de irtibatta kalalım, hepinize iyi tatiller,iyi gezmeler.Son foto da sıcaktan bunalanlara bir duş etkisi yapsın:)





7 Temmuz 2012 Cumartesi

Çocukluk...

...bir oyuncağa sarılıp uyumaktır,oyun hamuru olsa bile.


26 Mayıs 2012 Cumartesi

Ceren İngilizce Öğrenirse:)


Kreşte öğrenmiş tesadüfen yakaladım:)

'One' ı da söylüyor da geç kaldım çekmekte:)




Tozlanmış bir mail açtım ve...

Oturup ağladım.

Mail kutumu kontrol ederken can sıkıntısından aylar önce gelen maillere de bakayım dedim. Aslında cok eski değil ama o kadar dolu ki kutum halbuki 18 ay önce gelmiş bir mail en diplerde kalmış.

Unutmuşum iceriğini. Tıklayınca bu fotolar açıldı,bir an dondum kaldım. Cerenin büyümesine o an niye üzüldüm anlamadım.




24 Mayıs 2012 Perşembe

Mickey Mouse'lu Günler




Geçen Cuma Trump Towers Mall'da Mickey Müzik Festivali etkinliğine davetliydik.Bu kış çok istemiştim gidelim diye ancak o zamanlar Ceren daha 2 yaşını doldurmadığı için uygun olmaz diye düşünmüştük. Kreşe başladı başlayalı bir çok kez sinemaya ve tiyatroya gittiği için bu kez içim rahattı.

Bir heyecan gittik.Trump Towers Mall'da bir çocuk katı olduğunu duymuştum,çok da merak ediyordum.Çok hoş olmuş,bir çok marka bir arada.Gymboree'yi görünce gözlerime inanamadım:) Çocuklar için  köfteci Ramiz Kids var mesela veya D&R Kids. Ekstra bir yararı olmasa da olsun,düşünülmüş sonuçta çocuklar için böyle bir ayrıntı.

Gelelim Mickey Mouse gösterisine.Ceren bayıldı,durmadan dans etti,çığlık attı.Ben de şahsen çok çok beğendim,çok eğlendim.






Mickey mouse müzik festivali ICT (istanbul çocuk tiyatrosu) tarafından hazırlanmış ve Türk oyuncularla oynuyor.Sürekli hem de.Artık yurt dışından turne için ülkemize gelmelerini beklemeyeceğiz.Çok kaliteli herşey,kullanılan görseller,dekor,kıyafetler,oyuncuların enerjisi her şey mükemmel.

Toy story,Ariel,Allaaddin'in sihirli lambası gibi masallar canlandırıldı.Çok keyifliydi.Ceren,Can Ali ile birlikte sahne dibinden ayrılmadılar.



Ama etkinliğimiz o günle sınırlı değildi. Ertesi gün Santral İstanbul'da Disney English'in davetlisiydik.















Çok keyifli bi 2 gündü bizim için trafiği saymazsak:))


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Anneler Günü Etkinliğimiz


Bu sene 3.anneler günümü kutladım:)Ancak şimdiye kadar Ceren çok küçük olduğu için kutlama adına bişi yapılmamıştı:) Bu sene artık Ceren bıcır bıcır konuşmaya başlayınca kendisi de ilk kez anneler günümü kutladı. ''Anneler kutlu olşun,babalar kutlu olşun,Cerenler kutlu olşun''


Kreşte de etkinlik vardı.Tüm hafta boyunca Ceren bana şarkıları söyledi ancak etkinlik günü kalabalık karşısında çekinip ağladı,bahçede oynamayı tercih etti.

Sanki kendisi de yapmamış gibi bunları hayretle baktı tüm faaliyetlere.











Karıncalara baktı.Zaten bu ara işi böceklerle,karıncalarla:)









Hediye olarak da kendi resmi olan bir tepsi verdi bana.Fotoğrafa bak bak çatladım gülmekten:)




11 Mayıs 2012 Cuma

Ceren'in Hayvan Sevgisi




Ay kaşti benden,anne kaşti:)
Annee,yakiyoum onu.

1 Mayıs 2012 Salı

Pedagog ile Görüşme





Ceren'in aksi davranışları,zırt pırt ağlaması (hatta bu ağlamalardan dolayı araba kullanırken sürekli sağa çekerek gideceğimiz yolu 10 saatte almak), inatçılık gibi sorunların çözümü için Ceren'in kreşteki pedagogla görüşmeye karar verdim.Aslında bir sorun yok,tipik çocuk huysuzluğu.Ancak yine de nasıl davranmam gerekiyor büyüme sürecinde merak ettim.

En başta,2 yaş sendromu var mı biz mi uyduruyoruz böyle bişeyi,annemler sizin zamanınızda böyle şeyler yoktu diyorlar diye sordum.

O zaman da vardı tabi ama onlar farkedilmemiştir dedi:) Her çocuğun bu süreci yaşadığını ancak bazı çocuklarda şiddetin daha büyük olduğunu söyledi.İlk söylediği şey şu oldu: Zorla yemek yedirilen çocuklarda daha şiddetli yaşanır.


Bişi diyemedim,kafamdan aşağı kaynar sular döküldü,sonra buz gibi bi kova su daha döktüler.Yerin dibine girdim falan filan...

Çünkü Ceren doğduğundan itibaren -son birkaç aya kadar- yemez içmez bi şekilde idi.Emmek istemedi doğduğunda,8 ay ite kaka,sağarak filan anne sütü verdim.Ancak ek gıda döneminde yoğurt,sabahları rafadan yumurta,bir de bisküvili tahıllı muhallebi yedi.Çorba içti ana yemek olarak.Pütürlü bişey yemez içmezdi,köfte mi,o da ne? Biri peynir mi dedi. Labne  yiyecek yumuşak yumuşak.Geçtiğimiz yaz karpuz yedi,ailecek şok geçirdik,katı bişeyi ağzında çiğniyor diye:) Pilavı yoğurtla,bezelyeyi veya köfteyi ezerek yoğurtla yedirdik.Tabi yedi değil yedirdik:) Tv karşısında,bilgisayar karşısında,şarkılarla türkülerle...Yeni aldığım laptop pert oldu yemek arkadaşı yaptık.Hee hepsi geçti mi geçti,büyüdü mü büyüdü.Gelişimi de gayet iyiydi.Ancak hepsi benim sayemde:) Doktor da demişti,yedirin de nasıl yedirirseniz yedirin.Yemiyorsa köfteyi çorbalara koy kıymayı,balığı.Haftada 5 gün et-balık yemesi lazım demişti.

Neyse efendim hepsi geçti,şimdi köfte de yiyor peynir de pilav da.Hatta kendi kendine yiyor,iştahı da idare eder.Hep diyorum kreş süper bişi!

İşte öyle,Ceren'in tepkilerini yemek yemeyle bağdaştırdı pedagog.Neredeyse 8-9 aydır yemek için zorlamadığım için şu an vicdan yapacak bi durum yok.O süreçte güzel beslenmesi için öyle yapmak zorundaydım.

Sonra ağlamaları sordum.Ağlasın dedi,ağlamaktan bişi olmaz dedi.Mesela arabada filan ağlıyor,kitabı-oyuncağı düşüyor,eve gelinceye kadar on kere sağa çekip sorunu çözüyorum.Pedagog,o anda araba kullandığınız için durumun tehlikeli olduğunu açıklayın,ağlıyorsa da bırakın ağlasın,açın müziğin sesini dedi.Gerçekten işe yaradı! Yine sudan bir sebep yüzünden ağladı,açtım müziği,baktım 2 dk sonra sevimli bir şekilde anne bak kedilere diyor,unuttu niye ağladığını.Artık ağlamalar da azaldı,durumun tehlikeli olduğunu anlattım.Anladı!

Bi ara da avm'de filan elimi bırakıp kaçıyordu.bu durumun çok ciddi olduğunu,gerekli cezalarla bu davranışın söndürülmesi gerektiğini söyledi.Mesela o anda hemen kucaklayıp,eve gidiyoruz,sen yanımdan ayrıldın çünkü demek lazımmış.Mesela parka giderken elimizi bırakıp kaçtı mı,derhal ceza olarak eve götürüyoruz.İstediği şeyden mahrum kalınca davranış düzelmeye başlarmış.Ben Ceren'e kötü insanların olduğunu,annenin yanından ayrılmaması gerektiğini anlattım.Hem onu göremeyince çok korkup üzüldüğümü söyledim.Bilmiyorum ne kadar doğru ama hislerimi bilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Ayrıca,cezanın yaptığı olumsuz davranışla alakalı olmasını söyledi.Mesela bir bardak suyu yere boşalttı,bunun  cezası parka gitmeme olmamalıymış.O davranışın cezası eline bezi verip,sil demekmiş.

Vermek konusunu konuştuk biraz da.Ceren'e kıyafet almayı çok seviyorum.Oyuncak çılgınlığımız yok,gereksiz şeyler almamaya özen gösteriyorum.Ancak kıyafet konusunda karşı koyamıyorum,gerçekten kıyafet yetmiyor hele kreşe başlayınca.Pedagog tabi o konuda da uyardı.Sürekli bişiler almak sevgi olarak algılanmazmış çocuk tarafından.Hepimizin bildiği gibi doyumsuzluğa sebep olurmuş.Her aldığınız şeyin bir anlamı olmalı dedi,mesela bayram hediyesi,mesela doğum günü veya yeni yıl hediyesi.Bir anlam ifade etmez,değeri olmazmış alınan şeylerin.Pedagog da benim kafadan,aldığı bir kolyeye bile 1 hafta dönüp dönüp bakarmış hevesinden.Hangi birimiz çocukluğunda bayramdan önce kıyafetlerine bakıp yatmadı,hatta kırmızı rugan ayakkabılarımı başucuma koyduğumu bilirim.

İstediği şeyleri önüne hazır olarak koymaktan ziyade,biraz gayret göstermesini sağlayacakmışız.Mesela para biriktirmesi,mesela hedeflenen başarıya ulaşması gibi...Bir de eskiyince alınmalıymış o oyuncağın yenisi. Biz n'apıyoruz,10 tane bebek alıyoruz.

Kararlı bir ebeveyn olacaksınız dedi.Yoksa çocuk çok rahat kullanır bu durumu dedi.Ayrıca anne başka,baba başka derse siz kötü anne olursunuz dedi.Babalar daha yumuşak karınlıdır,kıyamazlar,ancak tutarlı olmalı karı-kocalar dedi.

Geceleri yanımıza geliyor Ceren. Kesinlikle hayır dedi:( Kararlı olacaksınız,gece uyanıp yanınıza geldiğinde burası bizim odamız,sen de kendi odanda yatacaksın diyin dedi. Hiç bir zaman,hasta olsa bile sizin yanınızda yatmayacak dedi. Hasta oldugunda siz onun odasında yatabilirsiniz dedi. Hele hele babayı salona göndermek filan Allah korusun:) Bu kısımda yorum yapamayacağım:)

Ama dedim,anne baba sıcaklığına ihtiyacı vardır diye sordum. Bu yaşta ben de isterim yatakta bi sıcaklık dedi:)) Psikolojik gelişimini sekteye uğratmaz sizin yanınızda yatmasını engellemek dedi:)

Çözdük mü bu durumu,hıı çözdük;) O gün bu gün beraber yatıyoruz :))

Ceren,incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden ağlardı.(neyse ki biraz hafifledi) Mesela kitabı yere düşer ağlardı,pedagog hiç oralı olmayın dedi.Evet kitabın düştü,sen onu alabilirsin diyip üstüne düşmeyecekmişiz.

Eğitim ile ilgili de sordum.Ceren çok erken konuştu,renkleri,şekilleri ve sayıları çok erken öğrendi.Okulda öğretmeni de uyardı zaten Ceren'in biraz farklı olduğunu.Ancak pedagog bu durumu görmezden gelmemiz gerektiğini söyledi.Yaş grubuna uygun oyuncak ve kitaplarla devam edilmesi gerekiğini söyledi.Puzzle gibi oyuncaklarla desteklenebilir dedi,o kadar.Sanırım çocuğu sıkmamak lazım,aşırı yüklememek lazım.Zaten ben de hırslı bir insan olmadım şu hayatta,kızım da mutlu olduğu şeyleri yapsın,yeter.

Valla bilmiyorum,şu anda ayarında hareket ettiğimi düşünüyorum.Özgür,özgüveni yüksek bir birey olması amacım.Rahat büyümesi taraftarıyım çocuğun.Sümüğü akar,veririm eline mendili siler.Yere oturur,üstü kirlenir,ellerini boyar.Düşer kalkar,öperim geçer.Her gün dondurmasını yer.Ne bileyim,çocukluğunu yaşasın istiyorum.'Dur,sus,yeter,aman,ayy'larla büyümesin,baksanıza zamana,daha kendi çocukluğumuz gözümüzün önünde canlanırken,kendi çocuğumuzu büyütüyoruz!




7 Nisan 2012 Cumartesi

Bizim Zamanımızda Sendrom mu Vardı?





Bundan 3-4 yıl önce arkadaşım çocuğunun terrible two yaşadığını söylediğinde duymuştum bu terimi ilk kez.Çocuğun yaptıklarına,ailenin yaşadıklarını görünce hak vermiştim böyle bir süreç olduğuna.

Ceren de artık 24 aylık,bikaç aydır sinirlenme,sebepsiz ağlama gibi bizim sinirimizi bozan davranışlar sergiliyor.Şimdiye kadar bu tür davranışlar sergilediği oldu.Çok sakin bir çocuk değil zaten.Ancak sabır göster göster nereye kadar?Bir de nasıl davranacağım,bunu merak ettiğim için pedogoga danışmak istedim.

Gerçi düşünüyorum da bir çok sorun gibi 2 yaş sendromu da modern hayatın bize sunduğu sorunlardan biri olarak görüyorum.Şimdiki çocukların herşeyleri var.Ne isterlerse!Hatta onlar istemeden bile!Bağırmak yok,aman psikolojisi bozulur.Ay alalım canım n'olacak,biz oynayamadık o oynasın.Kendimizi tatmin etmek için veriyoruz da veriyoruz.Sonuç şımarık bir nesil.Kimse gücenmesin,kırılmasın ama acaip şımarık bir nesil geliyor.Ben de dahilim şımarık neslin ebeveynlerine,kabul ediyorum.Çünkü;

*Ceren hanım ağlasın,tamam annecim,aman annecim diyerek sorunu kendim çözmeye çalşıyorum.Onun çözmesine fırsat vermiyorum.
*Ne oyuncak alsam diye resmen düşünüyorum,aman bişiyi eksik kalmasın,gelişimi aksar.
*Yesin de salonu ortasında olsa da farketmez,halı koltuk silinir canım,yeter ki çocuk yesin.
*Kendi kendine uyumuyor mu,sallayayım canım ayağımda ne var.
*Gece uyandığında gelsin yanımıza,anne-baba kokusuna ihtiyacı var.
*Çeşit çeşit kıyafet alsam nolacak ki,bizim zamanımızda bu kadar yoktu.Ne var renk renk ayakkabısı varsa?
*Boya kalemleriyle halının üstünde oynasın.Aa masasını sandalyesini mi boyadı,olsun kolay çıkıyor.
*Kendini ifade etmeyi öğrensin,pısırık olmasın,hakkını arasın,o yüzden bana krşı koymasında,bağırmasında sorun yok.

Annemlerle konuşuyorum,bizim zamanımızda böyle bişi yoktu,sebepsiz yere ağlarsak,ağlar ağlar susardık.Şimdi çocuk aman sussun,hele dışardaysak elalem bize bakmasın diye resmen şebek oluyoruz.O anda sussun diye ne varsa yapıyoruz,alıyoruz,veriyoruz.Bağırmak mı,aa ne ayıp,millet kötü ebeveyn der...Valla annem bi terlik fırlatırdı,susar otururduk.Aman bazen naylon terlikle bi vururdu,hele kaba etimize denk gelirse terliğin altındaki çiçek desenleri çıkardı bacağımıza.

Kıyafet-oyuncak zırt pırt alınmazdı.Bayramda,düğünde,doğum gününde.Zaten doğum günleri bayram havasında kutlanmazdı.1-2 kez pasta kestik,birkaç kez de eve arkadaşlarımı çağırdık o kadar.Nerde şimdiki gibi düğün organizasyonlarını aratmayan doğum günü partileri?

Ayakkabı eskiyince veya küçülünce alınırdı yenisi.Onu da almak için ayın 15'i beklenirdi.Para biriktirmek diye bişi vardı,ekmeğin üstünden artanları biriktirirdik.Alınan bir kalemin bile değeri vardı.Babadan korkulurdu.Anneden su istenmezdi ayağımıza kadar.Misafirliğe gittik mi annenin bir bakışı ile kendimize gelirdik.Anneye-babaya off denmezdi.Oyuncağımız kırıldı mı üzülürdük,''aa olsun alırız bi daha aynısından'' denmezdi.Öğretmenlerden çekinirdik dersimize girmese bile.Çarşıda pazarda gördüğümüzde selam vermeye çekinirdik utangaçlığımızdan.Banyoda Dalin şampuan bile bi özenli kullanılırdı,aman bitmesin diye.Bizim hiç güneş koruyucumuz olmadı,güneşin altında kavrulduk,hiç bişi de olmadı.Sokakta oynarken karnımız acıktığında yediğimiz ekmek arası domates-peynirle mutlu olmasını bildik.Evden taa dışarılara gelen köfte-patates kokusunu alıp eve koşardık.Parka gidip dondurma yemek,dışarıda yenen yemekler,harcını annemin hazırladığı dışarıda yaptırılan pideleri yemenin verdiği hazzı şu an hiç bişi vermiyor.

Hiç çocuğum 2 yaş sendromunda demeyelim arkadaşlar,biz yaptık,sonucunu biz yaşıyoruz...

Konuştuğum pedagog benim nesilden bir bayandı.Ve bana söylediği şeyler tamamen benim düşüncelerimle paraleldi.

Neler konuştuk,ne sonuçlara vardım bir sonraki postta.Başınızı ağrıtmayayım...



16 Mart 2012 Cuma

2.Doğum Günü Kutlamalarımız

   Geçen sene neydi öyle:) Aman ne hazırlıklar,pastası ne olacak,nerede kutlanacak,ne giyecek? Bu sene hiç düşünmedik ne yapacağız diye.Aile içinde kutlarız diye düşündük.E kıyafet de belli çoko tütü:)

Geçen hafta sonu Antalya'ya gittik halamıza,babanne-dede de geldi.Çook güzel bi doğum günü oldu.

Balonlarla oynadı,oynadı...





Hediyeleri görünce çok şaşırdı...






Doğum gününün sonuna doğru pili bitti.



Bugün de kreşte kutlama yaptık.Çok ağladı,çok şımardı,mahvetti beni.Resmen hasta oldum.Resimlere bakmayın,ara ara eğlendi ama genel olarak anamı ağlattı:)








Bir doğum günü böyle geçti.Daha nicelerini birlikte sağlıkla,mutlulukla görmek dileği ile...

5 Mart 2012 Pazartesi

Ali Baba'nın Çiftliği

   Pazartesi günü eğer yüzünüzde bi gülümseme oluşturup,bir an olsun sendromunuzu unutturduysak ne mutlu bize:)

3 Mart 2012 Cumartesi

Yeniden 'Şimdi okullu olduk'

Okulun ilk günü

Geçen seneki maceramızı biliyorsunuz,bu sene yine aynı macera.Ancak daha profesyonelce:)

Bakıcı olayına pek sıcak bakamıyorum malesef. Kendim için konuşayım,çocuğum2 yaşına gelinceye kadar çalışmayıp kendim büyütmeliyim.Ancak çalışmaya alışan bünyenin evde kalamaması,kendi paranı kazanmaya ve rahat rahat harcamaya alışma,çalışma koşullarımın çok ağır olmaması,ayrıca ev ekonomisine destek gibi nedenlerden dolayı bir çok anne gibi ben de çalışmak zorundaydım.

Allah'tan mesleğim gereği çalışma saatlerim çok iyi.Hani derler ya gerçekten öğretmenlik bayanlar için ideal.Önceden olsa,bunu diyen teyzelere......

Geçen sene bir dönem komşumuz,bir dönem (3-4 ay kadar) kreşe gitti.Başka çarem yoktu,şimdiki aklım olsa göndermezdim.Ancak kardeşim Öss'ye hazırlandığı için annem de gelemiyordu.Bakıcı da aramadım,verdim gitti:)

Bu sene için artık annem gelirim dedi,Eylül'den itibaren Ceren evdeydi.Anneanne gelince süper oldu.Bizim evde her daim yemek pişti,ütüler yapıldı,pastalar börekler...Annem bir güzel yemek yediriyordu Ceren'e anlatamam,günde 8 öğün filan:) Kar kış olsa da her gün yarım saat dışarı çıkardı Ceren'i. Çocuk baya serpildi,kilo aldı:)  Ancak gel zaman git zaman,annem çok bunaldı,evini özledi,ben gidicem artık evime dedi.Seneye Eylül'de tekrar bakmak üzere ayrıldık.

Ben psikolojik olarak,Ceren de gelişim olarak artık kreşe hazırdık.

Hiç araştırmadım,bi arkadaşımın oğlunun gittiği kreşle görüştüm,ortam ve yaklaşım hoşuma gitti.Ve şubat ayında Ceren kreşe başladı.

15 tatilin son haftası alışması için her gün 2 saat gelsin dediler,ancak kar engeline takıldık,son 2 gün gittik,1-2 çocuk gelmişti,onlarla oynadık:)

Daha sonra resmi olarak başladığımızda,ilk 4 gün ağladı ben bırakırken.Okulun önüne geldik mi başlıyordu ağlamaya:) Ancak tam 5.gün,Cuma günü zınk diye kesildi ağlama,güle oynaya içeri girdi.

Şimdi çok seviyor,sürekli arkadaşlarından bahsediyor. Poyraş,Doyuk,öyetmen,abi,Damla,Aşya,Hayun varmış okulda:)

Tam 1 ay oldu ve ne faydaları mı oldu?

*İlk kez tiyatroya gitti:)
*Konuşmasının maşallahı vardı,şimdi daha da açıldı.
*Hayal gücü çok kuvvetlendi.
*Kreşte uyumasına rağmen çok yoruluyor ve akşam kendiliğinden uykuya dalıyor,deliksiz uyuyor.
*Kendi kendine yemek yemeyi çok seviyor.
*Öğretmeni her gün öğrenci gözlem defterine yazıyor yediklerini,gözlerime inanamıyorum.
*Günaydın,görüşürüz,merhaba,iyi akşamlar gibi sözcükleri kullanır oldu.
*Paylaşmayı öğrendi.Kreşte pazartesileri evden bi yiyecek getirip,arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.Her sabah kriz yaşanıyor evde.Arkadaşlarıma kraker götürücem,fıstık götürücem,akşamdan kalan mısırı görüp mısır götürücem...
*Bir önceki postta gördüğünüz üzere şarkılar öğreniyor.
*El becerisi,renkler,sayılar,şekiller ile ilgili yapıkları çalışmaların faydalarını da görürüyoruz.

Yani şunu söyleyeyim,sihirli değnek değdi sanki:)

26 Şubat 2012 Pazar

19 Şubat 2012 Pazar

Pazar Neşesi

Bizim evin şebeği :)





1 Şubat 2012 Çarşamba

Büyük Yatak

  Şu postumu hatırlıyor musunuz?Vay be 2 sene olmuş...Ceren doğdu,büyüdü,konuştu,yürüdü,kreşe başladı.Ve o küçük bebek yatağı kalktı,yerine Ceren'in deyişiyle büyük yatak geldi.Hiç sevmiyorum bu lafı ama zorla söyletiyor insana ,zaman çok hızlı geçiyor...



















30 Ocak 2012 Pazartesi

Kar Hatırası

 Soğuk,kar,kış hiç sevmem.Temmuz doğumluyum,ateş gurubu burcuyum,Ege'liyim. İşim olmaz soğukla:)Karşıdan severim karı,sıcacık evimin penceresinden.Kartopu oynayayım,aman nefret ederim.Uyuzumdur biraz:)

  Ceren de benim gibi pencereden bayılıyor kara.Sevinç çığlıkları ata ata aşağı indik..Ancak aşağı indiğimizde pek hoşlanmadı rüzgardan ve soğuktan:)

  Eldiven mi bulamadınız,çoraplar ne güne duruyor canım?