Ailesine düşkün herkesi özellikle de çocuklu anneleri bu aralar en çok rahatsız eden şey GDO, yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar konusu olmalı. 12 GDO’lu ürün serbest bırakılmış, 42 daha onay bekliyormuş. Greenpeace’in düzenlediği Yemezler kampanyası işte bu ürünlerin tamamen soframızdan çıkarılmasını amaçlıyor.
GDO mu? Yemezler! diyen herkes aşağıdaki adresten bir imzasını atarak bu durumun önüne geçebilir.
www.yemezler.org/?ref=201804
Düşünsenize akşam evde çocuklarımıza ya da sevdiklerimize hazırladığımız yemekte, aslında ne yiyor ve yediriyor olduğumuzu bilemiyor olmamız ise, fazlasıyla rahatsız edici bir durum.
GDO nedir ve ne zararı vardır sorusuna bir videoyu paylaşarak da cevap verebilirsin.
#yemezler
Bir bumads advertorial içeriğidir.
yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mart 2012 Perşembe
16 Mayıs 2011 Pazartesi
Bir Bilene Soralım
Öyle pimpirikli,herşeyi takan,mükemmelliyetçi biri değilimdir,anneliğimde de bu böyle.Zaman zaman 'acaba'larım oluyor.Neleri doğru yapıyorum neleri yanlış yapıyorum acaba,çocuğum için en iyisi ne gibi sorularla bazen gereksiz bilgilerin içinde kayboluyor-dum.Bazı konularda -özellikle beslenmede-kafamdaki soru işaretleri silindi.Nasıl mı?En başta mantık çerçevesinde kafamdaki bazı şeyleri eledim.Sonra da işi uzmanına sormaya karar verdim.
Ailemizde gıda mühendisi çok.Öncelikle kendisi de bir çocuk sahibi olan ve deneyimine güvendiğim bi abime danıştım.özgeçmişi; 1996 ODTÜ Gıda Müh,1996-2009 yıllarında arasında Pınar'da üretim mühendisi,Tetra-pak'ta satış müdürü olarak görev aldı.2009'dan bu yana Veriterm'de genel müdürlük yapmakta.
Bir gıdanın organik olması ne demektir?
USDA National Organic Program’a göre organik ürün:
1. Üretimi ve işlenmesi sırasında sentetik kimyasal kullanılmayan
2. Canlı hayvan yetiştiriciliği de dahil olmak üzere mahsul alınan tarlada en az üç yıl öncesine kadar hiçbir kimyasal ve sentetik kullanılmamış olması
3. Organik programa uygunluk sertfikası vermeye yetkili birimlerce belgelendirilmiş olması gerekmektedir.
Organik olmayan gıdalarla beslenen bizler zehirleniyor muyuz?
Organik gıdanın tanımından da anlaşılacağı gibi ürünün organik olması icin sentetik veya kimyasal bulundurmamasını tanımlıyor. Yani organik gıda tanımı besinlerin kalitesini (renk, besin değeri, koku vs.) ve temizliğini içermiyor dolayısı ile besin tüketirken diğer kalite değerleri de gözden geçirilmelidir. Örneğin organik yağda kızartılmış patates kızartmasını sürekli ve çok tüketmek sırf organik diye sağlıklı bir beslenme değildir.
Sebze meyvenin organik olup olmaması ne derece önemlidir?
Bir önceki soruda da değinildiği üzere organik gıda sadece ürünün sentetik olmadığını garanti altına alır. Ama çoğu kimsenin bildiği gibi doğal ve organik yetişen bir cok gıda zehirli olabilir (örn; mantar, otlar vs.) Bu yüzden sadece organik gıda olması yeterli değildir.
Mevsiminde çıkmayan sebzeler (mesela domates salatalık gibi) üretilirken hormon mu kullanılıyor?
Genelleme yapılabilir ama istisnalar tabii ki var; örneğin kış mevsiminde satılan karpuz, kavun vb. meyveler pek tabii bize kış olan ama coğrafik olarak güney yarım kürede yaz aylarını yaşayan ve tropik ülkelerden ithal olabilir. Dikkat edilmesi gereken meyve ve sebzenin yetiştiği ortamdır; mesela kış ayında iç anadoluda yetiştirilmiş yaz meyve-sebzesi hormon veya genetik oynanmış olabilir.
Mevsiminde çıkan şeyleri (mesela kışın karnıbahar gibi) organik olup olmaması önemli midir?Farkeder mi?
Meyve ve sebze gibi besin ürünleri ticari birer emtia seklinde pazarlandığı icin firmaların yetiştirmede dikkat edeceği kar ve maliyet gibi temel hususlardır. Bu yüzden zamanında yetişen ürünü gereksiz yere maliyet arttırıcı hormon vs. yöntemleri uygulanılabileceği bana mantıklı gelmiyor.Mesela karpuz.Zaten sulasan kendiliğinden büyüyor,yaz mevsiminde organik karpuz gibi bişi aramak mantıksız.
Gerçekten şu gıda grubunda organik almaya dikkat edin dediğin bi grup var mı?
Bence son senelerde ticari olarak tüketimi artan domates, salatalık, kabak, patlıcan kış aylarında çok fazla miktarda üretilmeye başlandı. Kesin olmamakla birlikte böyle ucuz ürünlerin ithal maliyetleri göz önüne alındığında sanki ülkemizde yapay yani hormon kullanılarak üretildiği akla geliyor. Tabii burada belirtmek isterim ki hormonun kullanımı besin yoluyla insana geçmesinin zehirlenme, kanser vb. hastalıklara sebep olduğu kesin olarak ispatlanamadı.Ancak vücuttaki birikimle kansere yol açtığı düşünülüyor.Önemli olan mevsiminde yetişen sebzeleri yemek.
Sütün organik olmaması ne demek?Organik sadece Pınar'da var peki diğerleri ilaçlı,hormonlu mu?
Süt direkt hayvansal bir ürün ( hayvandan direkt elde edilen) olduğu icin ineğin organik yetiştirilmesi ve süt işlenirken kimyasal uygulanmaması gerekir.
Bahsettigin marka dışındaki sütlerin ilaçlı veya hormonlu olmadığı garantisini tabii ki üretici firmalar verir ama genel konuşmak gerekirse organik olmayan süt demek; o sütün alındığı hayvanın yeminde veya barındığı tarla veya ahırda kimyasal kullanılması demek diyebiliriz. Lakin süt üreticisi firmalar organik olmayan sütler icin de uluslararası standartların öngördüğü insan sağlığı için risk teşkil etmemesi açısından çok detaylı testler yapmaktadır.Bilinen,büyük markaları güvenle tercih edebilirsin.
Günlük süt mü UHT mi?
UHT ve pastörize süt karşılaştırması uluslararası alanda uzun süredir yapılır ve birbirine üstünlüğü tam olarak ispatlanmamıştır. Pastörize süt daha az ısıl işleme tabii tutulduğu için (78degC) bazı süt vitaminleri daha az zarar görür ama süt şekeri laktoz az yandığı icin daha taze bir tadı vardır. Lakin laktoz ısı ile besin değerini yitirmez sadece tadı UHT sütte (137degC) yanık ya da karamelize olur. Benim damak tadım ve tercihim pastörize süt, ama kısa ömürlü olduğu için raf ömrüne dikkat edilerek tüketilmelidir. Genel bir bilgi; süt açıldıktan sonra ne tip süt olursa olsun 1-2 gün gibi kısa sürede tüketilmelidir.
Tavukların şişirildiği söyleniyor,bu gerçek mi?
Şişirilme değil ama tavuk tüketimi çok arttığı için (kırmızı etin kalp ve damar sağlığı için riskli olduğu yaygınlaştıktan sonra) kısa sürede çok tavuk üretme adına evet hormon kullanıldığı biliniyor.
Mısır en çok genetiğiyle oynanan ürünmüş,genetiğiyle oynayıp ne yapıyorlar?
Mısır da ticari olarak en karlı ürünlerden cünkü hemen her yerde yetişebiliyor ve şeker, posasından hayvan yemi vb. gibi bir çok gıda imalatında kullanılıyor. Bu yüzden son senelerdeki tüketim artısı,büyük firmaların genetiğiyle oynayıp az hektarda daha çok üretim yapabilme ve iklim değişiminden etkilenmeme adına genetiğiyle oynayıp daha dayanıklı,daha çok tanesi olan yani verimli GDO ürünler geliştirmeye sebep olmuştur.
Mısır şurubu zararlı deniyor,nedir bu mısır şurubu?
Fruktozu yüksek, kıvamlı bir şuruptur. Şeker diye genellediğimiz madde früktoz, laktoz, glikoz vb. değişik şekillerde doğada rastlanılır. Fruktoz bunların bir tipi ve mısırda bol bulunur.Yine yukarıdaki mısırın ticari kolaylığı yüzünden tercih edilmektedir (çünkü rakibi şeker pancarı ve şeker kamışı hem belli bölgelerde yetişir hem de tad yüzdesi früktoz kadar yüksek değildir). HFCS (High Fructose Corn Syrup) en cok kolalı içecekler, meyve suyu, şekerleme, bisküvi vs. şeker takviyesi gereken bir çok üründe kullanılır. Kesin olarak sağlığı bozduğu ispat edilmemiş olmasına rağmen bu şeker tipi insanların doygunluk hissini alamadığı bir şeker tipidir, yani ne kadar içerseniz veya yerseniz de içinizi baymaz.Bu yüzden obeziteye sebep olabilecek bir özelligi vardır ve özellikle çocuklar bu tip şekerli ürünlere alıştırılmamalıdır.
Soya da gdo'lu,soya lesitini içeren ürünler yemeyin deniyor.Her soya lesitinli gıda gerçekten tehlikeli mi?
Kesin kansorojen veya hormon bozukluğuna sebep verir diyemeyiz ama bunlar yaratılış gereği bizim vücudumuz ve sindirim sistemimizin tanımadığı daha sonraları insanların genetiğiyle oynayarak ürettigi maddeler.
Bisküvi-kek gibi abur cuburların içinde bilmediğimiz doğal olmayan,çocuklara zararlı maddeler var mı?
HFCS, boyalar, sentetik kıvam arttırıcılar (jelibon, pudding vb.), raf ömrünü arttırıcı koruyucu kimyasallar evet olabilir. Ama bunlar Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan miktarı çok sıkı denetleniyor. Ama tek denetlenmeyen bu sağlıksız maddelerin ne kadar tüketildiği, örnegin bir kekteki miktar Bakanlık tarafından kontrol altında ama günde 5 adet kek tüketmek sağlıksız olabilir ve bunu denetleyen sadece aileler.
Fast food köfte ve ekmekten oluşuyor,peki neden bu kadar zararlı?
Hep söylediğim gibi bir fast food menusu zararlı değil, yani Sağlık Bakanlığı cok sıkı denetliyor ama birim başına bu denetlemeler. Ama küçük bir çocuğun her gün hamburger, patates kızartması, kola tüketmesi bir çok açıdan (kalp damar hastalıkları, obezite, kanser riski vs.) çok sağlıksız. Önemli olan beslenme düzeninde ne sıklıkta yer aldığı.
Meyve sularının çürük meyvelerle yapıldıgı iddiasına ne dersin?
Cok iddialı bir soru :) Tamamen ticari olduğu için cevaplamamayı tercih ederim, tabii ki çürük meyve kullanmış bir kaç üretici olabilir ama Cappy, Dimes vb. dünyaya mal olmuş üreticilerin böyle birşey yaptığı akla hayale sığmaz…
Çocuklar için özel satılan kinder gibi çikolatalar güvenilir midir?
Bir bilgi; Kinder çocuklar icin sağlık açısından özel üretim değildir, ama tad olarak olabilir. Daha doğrusu çikolataların tamamı sağlıklı besinler arasında sayılmamalı.Keyif vericiler arasındadır çünkü, bu yüzden fazla tüketimi engellenmeli.
işte böyle.aslında konuşma esnasında çok daha farklı konulara girip daha ayrıntılı konuştuk,yazıda ancak bu kadar toparlayabildim.
ne dersiniz,nasıl yorumlarsınız bilmem.ama benim dikkat edeceğim hususlar meyve-sebzeyi mevsiminde yemek,tavuk ve yumurtayı organik almak(organik gıda yazıyorsa üzerinde,amblem varsa güvenebilirmişiz,acaba gerçekten organik mi diye düşünmeye gerek yokmuş),büyük üreticiye güvenmek,süt konusunda pimpiriklenmemek,pekmezdir mısırdır tarhanadır cevizdir filan memleketten almak,Ceren'i abur cuburdan uzak tutmak (işim zor,öğrendi brownie'yi filan)...arkadaşlarla fikir alışverişi yapıcam derken bilgi kirliliği içinde kaybolmamak,yüreğinin sesini dinleyip bildiğini yapmak:)
15 Nisan 2011 Cuma
çocuğumuzun beslenmesinde nelere dikkat edelim?
evet,size soruyorum,nelere dikkat ettiğinizi merak ediyorum.
hani özeleştiri yapmıştım ya iyi oldu.oturup düşünmek lazım neler yapıyorum,yanlışım nedir doğrum nedir diye.beslenme konusunda ailecek yeni adımlar atmamıza vesile oldu.
en başta bebe bisküvisiyle başladık işe.yüksek derecede fırınlandığı için içinde vitamin mitamin kalmadığını, doktorların tavsiye etmediğini biliyordum.ancak içinde GDO'lu soya lesitini olduğunu öğrendiğim an nefret ettim.artık sadece Hipp'in organik bisküvisini kullanıyorum.hatta Real'de geçen hafta süper indirime girdi,10 kutu kadar stokladım.
soya lesitini her türlü bisküvi,çikolatada mevcut.ancaaakkk kinder veye milkinis gibi çocuk çikolatalarının ambalajında da görünce afalladım.bangır bangır reklamı yapılıyor,sadece sütten,yok süt dilimi,yok kalsiyum deposu,yalan.bir kez milkinis aldım,içinde 10 tane varsa 8'ini biz yemiştik gerçi ama olsun,Ceren'in boğazından geçen o 2 tane için bile üzüldüm.bi daha mı asla! anneanne-babanne-hala-dayı gibi abur cubur alma potansiyeli olan kişilere de bunu bildirmek farz oldu.
zaten bu yaşta çikolatayla işi ne?şu anda tahin-pekmezle günlük tatlı ihtiyacını karşılıyoruz Ceren hanımın.
yaşını doldurması itibariyle devam sütüne geçtik.ama o konuda da içim rahat değil.hangimiz devam sütüyle büyüdük?valla şahsen ben 2 yaşına kadar anne sütü ve kazık kadar olana dek mahallede satılan çiğ sütle beslendim.kaynatırsın,ohh miss gibi kokar o süt.kaymak bağlar hatta..
şu anda evdeki devam sütü stoğumuz tüketelim,bir daha almayacağım.Real'de Pınar'ın organik sütü de indirime girmişti,ondan da stoklamıştık.günlük sütle dönüşümlü olarak kullanıyorum.
bir de meyveli sütler..1 kez aldım,Ceren bir iki fırt çekti,kalanını ben içtim.onların içinde de koruyucu madde.at çöpe.he sütü çeşitlendirmek mi istiyorsun koy vanilya koy bal,al sana ballı vanilyalı süt.yok almam bi daha,tövbe:)
aynı şekilde meyveli yoğurtlar.en başından beri evde mayalıyorum tefal'in makinesiyle.çok da güzel oluyor.ancak diş çıkarma döneminde iştahı kesildiği için çeşit olsun diye meyveli yoğurtlardan aldık bi süre.onlara da bir daha görüşmemek üzere veda ettik aldığımız kararla.
en önemli konu ise tavuk.rezilliğin bu boyutlarda olduğunu bilmiyordum.tavukların şişirildiğini duymuştum da şu resmi görünce afalladım resmen.östrojen hormonu basıyorlarmış tavuklara ve bu hormon kızlarda erken yaşta adet,erkek çocuklarda göğüs büyümesi gibi sorunlara sebep oluyormuş.hatta emziren anneler grubunda okuduklarımdan sonra (izin almadığım için yayınlayamacağım) kesinlikle organik tavuk dedim.migros'tan orvital markalı organik tavugu tüketiyoruz şimdilik.pahalı gibi gözüküyo ama uzun vadede düşünülünce çocuğumuz için feda diyoruz.
yumurta da aynı şekilde organik alıyoruz artık.
anlattığım her şeyi Ceren için yapıyoruz,kendimize yine hormonlu tavuk,antibiyotikli süt..bizden geçti artık:)
şimdi bu yazıyı ben anne olmadan önce okusaydım nefret ederdim bu çokoprenses'ten:)ne kıl derdim.biz böyle mi büyüdük? derdim.yok kardeşim,geçti artık,eskiden süte su koyarlardı sadece,şimdi her yediğimiz şeyde zehir var tabiri caizse.
yoğurdu mandıradan alırdık,sütü sütçü komşudan.et mi?egeli olduğumuz için fazla et yemezdik zaten.40 yılın başında köfte patates.tavuk?kasaptan.zaten süper marketler de fazla yoktu.yumurta,köyden.kola?o da ne?sadece yılbaşında ve doğum günlerinde.okula giderken ekmek-peynir-domates,yanında da ev yapımı ayran,konserve kavanozunun içinde:)çikolata?biri yurtdışından getirecek de tablet çikolatayı o zaman yiyeceğiz.eh işte arada tadelle ya da hobby.ekmek üstünden kalan parayla da topitop.bizim abur cuburumuz en çok da tuzlanmış hıyardı afedersiniz.
hani özeleştiri yapmıştım ya iyi oldu.oturup düşünmek lazım neler yapıyorum,yanlışım nedir doğrum nedir diye.beslenme konusunda ailecek yeni adımlar atmamıza vesile oldu.
en başta bebe bisküvisiyle başladık işe.yüksek derecede fırınlandığı için içinde vitamin mitamin kalmadığını, doktorların tavsiye etmediğini biliyordum.ancak içinde GDO'lu soya lesitini olduğunu öğrendiğim an nefret ettim.artık sadece Hipp'in organik bisküvisini kullanıyorum.hatta Real'de geçen hafta süper indirime girdi,10 kutu kadar stokladım.
![]() |
| bakmayın böyle masum göründüğüne! |
zaten bu yaşta çikolatayla işi ne?şu anda tahin-pekmezle günlük tatlı ihtiyacını karşılıyoruz Ceren hanımın.
yaşını doldurması itibariyle devam sütüne geçtik.ama o konuda da içim rahat değil.hangimiz devam sütüyle büyüdük?valla şahsen ben 2 yaşına kadar anne sütü ve kazık kadar olana dek mahallede satılan çiğ sütle beslendim.kaynatırsın,ohh miss gibi kokar o süt.kaymak bağlar hatta..
şu anda evdeki devam sütü stoğumuz tüketelim,bir daha almayacağım.Real'de Pınar'ın organik sütü de indirime girmişti,ondan da stoklamıştık.günlük sütle dönüşümlü olarak kullanıyorum.
bir de meyveli sütler..1 kez aldım,Ceren bir iki fırt çekti,kalanını ben içtim.onların içinde de koruyucu madde.at çöpe.he sütü çeşitlendirmek mi istiyorsun koy vanilya koy bal,al sana ballı vanilyalı süt.yok almam bi daha,tövbe:)
aynı şekilde meyveli yoğurtlar.en başından beri evde mayalıyorum tefal'in makinesiyle.çok da güzel oluyor.ancak diş çıkarma döneminde iştahı kesildiği için çeşit olsun diye meyveli yoğurtlardan aldık bi süre.onlara da bir daha görüşmemek üzere veda ettik aldığımız kararla.
![]() |
| tefal yoğurt makinesi,şahane! |
en önemli konu ise tavuk.rezilliğin bu boyutlarda olduğunu bilmiyordum.tavukların şişirildiğini duymuştum da şu resmi görünce afalladım resmen.östrojen hormonu basıyorlarmış tavuklara ve bu hormon kızlarda erken yaşta adet,erkek çocuklarda göğüs büyümesi gibi sorunlara sebep oluyormuş.hatta emziren anneler grubunda okuduklarımdan sonra (izin almadığım için yayınlayamacağım) kesinlikle organik tavuk dedim.migros'tan orvital markalı organik tavugu tüketiyoruz şimdilik.pahalı gibi gözüküyo ama uzun vadede düşünülünce çocuğumuz için feda diyoruz.
yumurta da aynı şekilde organik alıyoruz artık.
anlattığım her şeyi Ceren için yapıyoruz,kendimize yine hormonlu tavuk,antibiyotikli süt..bizden geçti artık:)
şimdi bu yazıyı ben anne olmadan önce okusaydım nefret ederdim bu çokoprenses'ten:)ne kıl derdim.biz böyle mi büyüdük? derdim.yok kardeşim,geçti artık,eskiden süte su koyarlardı sadece,şimdi her yediğimiz şeyde zehir var tabiri caizse.
yoğurdu mandıradan alırdık,sütü sütçü komşudan.et mi?egeli olduğumuz için fazla et yemezdik zaten.40 yılın başında köfte patates.tavuk?kasaptan.zaten süper marketler de fazla yoktu.yumurta,köyden.kola?o da ne?sadece yılbaşında ve doğum günlerinde.okula giderken ekmek-peynir-domates,yanında da ev yapımı ayran,konserve kavanozunun içinde:)çikolata?biri yurtdışından getirecek de tablet çikolatayı o zaman yiyeceğiz.eh işte arada tadelle ya da hobby.ekmek üstünden kalan parayla da topitop.bizim abur cuburumuz en çok da tuzlanmış hıyardı afedersiniz.
17 Ocak 2011 Pazartesi
fiyasko
nasıl acıkmıştım anlatamam.canım nasıl da hamburger çekmişti.
baktım netten Dükkan Burger'in Ataşehir'de şubesi var,aradık adresi aldık.tarif ettikleri gibi gidiyoruz,yok dedik bu ara sokakta olmaz,mahalle arası burası.Ataşehirle alakası yok.
yok doğru yoldaymışız,köşedeki amca öyle dedi.neyse bulduk girdik.iki katlı bi evin alt katı.yanında nalbur,az ilerde eminim berber ve bakkal da vardır.küçümsemek için söylemiyorum,ne kadar alışık olmadığımız bi yerde olduğunu anlatmak istiyorum.
girdik içeri,3-5 kişi maç izliyor.zaten 2 masa var.hemen maç izleyenler çıktı,yandaki nalbura girdi.
içerisi buzz.titriyorum resmen.garsonun cevabı ise,doğramalardan geçiyo rüzgar,elimizden gelen bişi yok.maksat salaş bi ortam yaratmak ya! cılkını çıkartmışlar resmen.tamam duvarların sıvası duruyo,kenarda kırmızı bi buzdolabı,salaş,entel-dantel bi hava verdirmek istiyosun ama bi ufo mufo al da ayaklarımız donmasın.
menü yok,garson söylüyor,siz seçiyorsunuz.
hamburgerin yanında var mı bişiler tabakta diyoruz.yok diyorlar,tabak ummakla hata ediyoruz.ekstradan söylediğiniz patates kızartması külahın içinde geliyor.hoş bir enstantene diyoruz.hamburgerler geliyor,burger king usulü kağıda sarılmış.tabak yok-çatal yok-bıçak yok.pardon yaa,salaş olucaz demiştik di mi?
kola minicik boy şişede geliyor,tadı damağınızda kalıyor:)5 tl'ye 2,5 lt'lik şişe beklemiyoduk ama ne biliim çok az geldi.
hamburgerler ne kadardı bilmiyorum ama bizim yediğimiz 19,5 tl olan dükkan burgerdi.
buraya kadar sorun edecek bişi yoktu,güzelce karnımızı doyuralım dedik.ama çıkışta bir iyi akşamlar denmemesi bizi çok şaşırttı gerçekten.eşimle birbirimize baktık kaldık kapının önünde.
arabaya binerken bi baktım,içeriden adam çıktı hemen yandaki nalbura girdi,arkadaşlarını çağırdı,aralarında hamburgerleri pişiren oldugunu anladığım önlüklü kişi de dahil olmak üzere çıkıp tekrar dükkana girdiler.
dükkan değil kahvehane olmalıymış adı.
işini bulmuşlar yaa,mahalle arasında ucuza bi yer kiralamışlar,tabak-çatal-bardak-ısıtma masrafı yok,Ataşehir ahalisine paket yap gönder,daha iyi akşamlar demesini bilme,ohh iyi valla.
iyi yemek yemesini severiz eşimle,yeni yerler keşfetmeyi severiz.kaliteli hizmet aldıktan sonra acımayız harcanan paraya.dükkan burger'in başka şubelerine giden,memnun kalan çok insan var ki bu kadar meşhur oldu bu yer.ama bizim için yanlış şube tercihi oldu belki de ama kendileri kaybetti:)
bu tarz yemekler için sanırım artık sadece Kanyon gourmet burger kitchen'a ya da kırıntı'ya devam..hem gözüm doyar,hem kaliteli servis alırım hem de ısınırım.daha da bu Dükkan'a girmem:)
(foto,zetfashion'dan alıntıdır.)
7 Ocak 2011 Cuma
grupfoni fırsatları: don jon'da kahvaltı
grupanyadan hizmet almaya çekiniyordum ama denemeden de karar vermek olmaz.Don Jon'da brunch fırsatını %50 indirimle görünce aldım.rezervasyon yaptırmak için aradığımda 2 ay sonrasına yer verdiler.fakat tam da o gün toplantım çıkınca biraz daha ertelemek zorunda kaldık,nihayet satın aldıktan 3 ay sonra gidebildik.
Don Jon,Rumelihisarı'nda bir mekan.önceden 1 kez gitmişliğim vardı,yaz mevsimiydi ve dışarıda oturmuştuk.güzeldi herşey ve olumlu bi izlenim bırakmıştı bende.
kış mevsiminde olduğumuz için içeride oturmak zorunda kaldık ama içerisi o kadar soğuktu ki dışarıdan bi farkı yoktu.şal istemek zorunda kaldık.cam kenarına oturduk önce,orası 4 kişilik misafirlerimiz için dediler ve bizi pusetle 2 kişilik masaya oturttular.fakat 10dk sonra bir çift o masaya oturduğunda hiç bişi demediler.neyse dedik..
sonuç olarak memnunum ama normal şartlar alında bir daha gider miyim,hayır.çünkü normalde kişi başı 25tl ve serpme kahvaltı.ben 10 tl daha verip namlı'da ultra açık büfeyi tercih ediyorum.
Don Jon,Rumelihisarı'nda bir mekan.önceden 1 kez gitmişliğim vardı,yaz mevsimiydi ve dışarıda oturmuştuk.güzeldi herşey ve olumlu bi izlenim bırakmıştı bende.
kış mevsiminde olduğumuz için içeride oturmak zorunda kaldık ama içerisi o kadar soğuktu ki dışarıdan bi farkı yoktu.şal istemek zorunda kaldık.cam kenarına oturduk önce,orası 4 kişilik misafirlerimiz için dediler ve bizi pusetle 2 kişilik masaya oturttular.fakat 10dk sonra bir çift o masaya oturduğunda hiç bişi demediler.neyse dedik..
kahvaltı en başta gözümüzü doyurduğu için kahvaltıya güzel başladık.çay sınırsızdı.hızlı ve güleryüzlü servisten de memnun kaldık.fakat eşim diğer masalarda bizden daha farklı şeylerin-reçel,sucuklu yumurta- oldugunu söyledi.görmediğim için bişi diyemicem,belki de ekstradan söylemiş olabilirler.zaten reçel olmasa da olurdu,bal-kaymağa dokunmadık bile.
sonuç olarak memnunum ama normal şartlar alında bir daha gider miyim,hayır.çünkü normalde kişi başı 25tl ve serpme kahvaltı.ben 10 tl daha verip namlı'da ultra açık büfeyi tercih ediyorum.
29 Aralık 2010 Çarşamba
dikkat,bu bir isyan yazısıdır!
gençlikte kilo alıcam diye yeme,yaş geçince kolestrolüm var,şekerim yüksek diye yeme.off hayat çok zor çook.
8 Ekim 2010 Cuma
diyet listem

kilo verme çabalarım nihayet sona erdi.kısa sürede eski halime döndüm sayılır.sayılır diyorum çünkü 2 kg daha var vermem gereken,ama boyum uzun olduğu için ve önceden çok zayıf olduğum için belli olmuyor.
(bknz: ego patlaması) 29 ekim diye kendime tarih koymuştum bakalım 2 haftada gidecek mi 2 kilo daha.eş dost sırrımı soruyor.kimselere söylemediğim,sakladığım diyet listemi açıklıyorum,kaleminizi kağıdınızı hazırlayın.
* bir adet hareketli,kıpır kıpır bir bebek.
* ayakta durmayı,gezinmeyi ve sürekli konuşmayı gerektiren bir meslek.
* sabahları vakit kazanmak için yenen nestle nesfit.
* öğle yemeği bulunmayan bir dolap.
* yemek yapmayı sevmeyen bir bünye.
* 'tamam,akşam yemeğini ben hazırlarım,şimdi sana çok güzel bi salata yaparım' diyen bir koca.
* 'yoruldum da azcıcık evde oturalım' demeyen 'gezelim gezelim'diye ısrar eden bir iç ses.
Etiketler:
annelik,
cerenli hayat,
yeme-içme
16 Ağustos 2010 Pazartesi
büyümüş de çorba içermiş.

Ceren 5 aylık oldu,inanamıyorum nasıl hızla geçiyo vakit,nasıl da hemen büyüyor doğan.
herşeyi anlıyor ya bu zamane bebekleri.hani çocuk diyip geçme.dinliyor,cevap veriyor,yüzüne dokunuyor,seviyor seni..

yavaş yavaş herşeyden yesin istiyorum.1 aydır meyvelerle aramız iyi.biraz da farklı bişi denemek istedim.dün ilk çorbasını yaptım.aldığım tariflerden aklımda kalanı uyguladım,ölçüler göz kararı:)
2 bardak su
1 küçük boy patates
yarım havuç
bir tutam pirinç
bir tutam kırmızı mercimek
yiyeceği zaman kasesine 1 tatlı kaşığı irmik ve zeytinyağı
süzgeçten geçirdim.afiyet olsun kuzuma dedim.

Etiketler:
Ceren,
cerenli hayat,
yeme-içme
10 Ağustos 2010 Salı
ye kuzum ye

Ceren'in mama stoğu:)
yine eşim şu gün olduğu gibi elinde paketiyle geldi:)bu kez sevinen 'mama parasından yırttık' diyen bir baba ve 'yuppi,meyveye bayılırım' diyen bir bebek oldu.anne de içinden 'organik değil ama neyse' dedi..
konu açılmışken,biberon maması SMA ve milupa alıyorum.kavanoz mamalarında ise milupa ve hipp'in organiklerini.bebelac'ın 2.kalite olduğunu söylemişti doktorumuz,hediye geldi bunlar,napıyım geri mi göndereyim:)yesin arada:)biraz da hediye ederiz:)
Etiketler:
Ceren,
cerenli hayat,
yeme-içme
4 Mayıs 2010 Salı
Ceren'in kurabiyeleri
arkadaşım Ceren'e bebek kurabiyesi yaptırmak istedigini söylediğinde aklıma hemen şeker pasta geldi,yüzsüz yüzsüz 'aaa şundan da isterim' filan diye seçtim kurabiyeleri..hastaneye getirdiginde arkadaşım inanın ikram etmeye kıyamadık,hatta yemeye bile.1 tane hatıra olarak saklıyorum:))çok tatlı gözüküyolar di mi?lezzetleri de aynen öyle.diş bugdayı(yaparsam) veya dogum gününde siparişlerim devam edecek.




15 Şubat 2010 Pazartesi
kıpır kıpır
bebişim,sen bu satırları okuyacak kıvama geldiğinde eğer hala bu blog duruyo olursa dinle bakalım yaptıklarını:) ilk önce kendimden başlıyım,çünkü suçlu olan benim:) hayatımın en iştahlı dönemini yaşıyorum.önceden whopper menü'yü bitiremez,iskender edikleri zaman ıyyy derdim,midem bulanırdı.ama,ama şimdi!canım whopper çekiyo,iskender yicem diyerek milleti kebaçıya sokuyorum,yetmiyo üstüne karışık tatlı tabağı yiyorum.canım ne çekse diye oturup düşünüyorum.çok da düşünceliyim,karpuz-kiraz istemeyeyim diyorum:) elma,ananas,waffle filan yemek istiyorum:)masrafsızım yani.ya büyükada'ya gittik desem arkadaşa,e göster bakalım fotoları dese rezil olcam,ispat edemicem gittiğimizi.çünkü fotoların %85'i yemek yerken çekilmiş fotolar.bikaç tane manzara çekmişim sadece:)baksanıza bana: 2.fotoda 10 dilim ekmek yemenin verdiği haz:)
e işte bebişim,bu kadar ye ye,noldu,sen çıldırdın artık sonunda.dün akşamdan beri break dansı yapıyosun resmen.poponun üstünde dönüyosun,kafanın üstünde dönüyosun,tekmeler savuruyosun:) yerin dar gelmeye başladı.az kaldı sabret,4-5 hafta kaldı,özgürlüğüne kavuşacaksın:) aman sakın erken geleyim deme,müsait değiliz,evde yokuz vs..
e işte bebişim,bu kadar ye ye,noldu,sen çıldırdın artık sonunda.dün akşamdan beri break dansı yapıyosun resmen.poponun üstünde dönüyosun,kafanın üstünde dönüyosun,tekmeler savuruyosun:) yerin dar gelmeye başladı.az kaldı sabret,4-5 hafta kaldı,özgürlüğüne kavuşacaksın:) aman sakın erken geleyim deme,müsait değiliz,evde yokuz vs..
5 Şubat 2010 Cuma
maria's cheesecake

benimki gibi obur bi eşiniz varsa İstanbul'un bi ucunda otursanız da taaa kavacık-çavuşbaşı'ndaki lezzet durağını keşfedebilirsiniz: Maria's cheesecake en sevdiğim tatlıdır cheesecake,nasıl olsa yattı balık yan gider diyip kalori hesabı yapmıyorum,ne buldum hüpletiyorum.akşamları eşim getiriyor Maria'nın lezzetleri cheesecakelerinden.geçen lezzeti karşısında saçma sapan bi cümle kurdum : bunu bi insan yapmış olamaz,sanki bi cheesecake ağacı var,orada yetişiyor:)) bütün halinde alıp derin dondurucuya koyabilirsiniz,misafir için süper olur.yok ben yiyeyim misafire kadar dayanamam diyosanız dilim halinde alabilirsiniz. 1 dilimi 6 TL olması lazım,bu lezzete gayet uygun.internet sitesinden satış noktalarına da bakabilirsiniz.foto başka bi sayfadan alıntı,malesef kendi web sitelerinde yeteri kadar foto yok:(
www.mariascheesecakes.net
30 Aralık 2009 Çarşamba
rüya değil gerçek!
hiç bi zaman tatlıya düşkün olmadım,aklımın ucuna bile gelmez 'şööle bi çikolata olsa da yesem' diye.nutella bile çekmez canım,o derece yani:)eh arada bi aşure ve sütlaç çeker canım.tuzlu şeylerin adamıyım ben,patlamış mısır,tuzlu kurabiyeler filan:)
amaaaa dün akşam eşimi karşımda noel baba gibi elinde hediye sepetiyle görünce napıcagımı şaşırdım.sepetin içi full çikolata.çıldırdım tabi,gözüm döndü:)tabi sonra vicdanımda bi sızlama: bunların hepsi 1.000.000 kalori filan olsa sanırım bunlar bittiğinde 250 kilo olurum:))
19 Ekim 2009 Pazartesi
aklımdan hiç çıkmıyorlar!
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
küçükken annemle gezmelere gitmeye bayılırdım,niye biliyo musunuz?pasta-börek yiyeyim diye.okul çıkışı bile anahtarı alma bahanesiyle ugrardım annemin yanına,tabi teyze de bizi içeri alır,gel yavrum bi bardak çay iç dediğinde Allah Allah nidalarıyla içeri dalardım.şimdi beni çok obur biri sanacaksınız,alakası yok,zaten 2,5 kg dogmuşum ömrüm boyunca ince uzun,annemin deyimiyle çubuk kraker(kardeşime göre oklava) idim.tüm öğünlerimi poğça,kek,meyve ve kahvaltılık yiyerek geçirebilirim.hele bu aralar acaip derecede aşeriyorum pasta-böreğe.yapayım diyorum,mayalı poğça yapayım dedim,benim bildiğim puf puf olur,benim ki resmen kazık :/ cevizli tarçınlı keke bayılırım,tarçın koymayı unutmuşum,tabi yumurtanın olan kokusu çıkmış meydana,bi de yumurta bozukmuymuş neymiş,keki attım çöpe gitti:)ben de netten resimlere bakıp bakıp iç geçiriyorum,ağzımın suyu akıyo resmen.ahhh ah annecim,senin kıymetini şimdi anlıyorum.açardın yufka,yapardın ıspanaklı börek.2 dakikada bi kek dökerdin.gurbet denilen kavramı şimdi daha bi sıkı hissediyorum içimde.daha çook var 15 tatile ve senin gelmene:(ufff ya konu nerden nereye geldi:( neyse acilen pasta börek istiyorum duyurulur.ayy zaten geçen akşam komşum tebriğe geldi,yeni duymuş bebişi.canının istedigi bişi varsa yapayım dedi,hemen atladım peynirli poğça diye,yazık kadıncagız gece 10da bana poğça yapmış getirmiş :) iyice arsız oldum :)
(fotolar:oktayustam.com)
12 Ekim 2009 Pazartesi
bebek kokusu
.jpg)
sarah jessica parker'ın lovely'si en son aldıgım parfümüm.misss gibi bebek gibi bi koku.işin ilginci,bugün kuzenimle konuştuk,o da hamileyken bu parfümü kullanmış:)
Etiketler:
alışveriş,
Ceren,
hamilelik günleri,
hayatın içinden,
kozmetik,
sinema-film-dizi,
yeme-içme
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






