hayatın içinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayatın içinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2012 Cuma

Neden Acaba?

Dudağımda uçuk çıktı. Neden acaba?

* Yeni bir eve taşınacak olmamız,bu evin alım sürecini eşimin yoğun iş temposu nedeniyle tek başıma halletmem,yapılacak isler icin bir gün icinde bir sürü usta ile görüşmem,dükkan dükkan gezmem mi?

*2 yasında kıpırdak mı kıpıdak bir çocuğa her sabah ve her aksam servis şoförlüğü yapıp,pedagog ve ögretmen görüşmesi,erken kayıt gibi işleri tek başıma halletmem mı?

*Sınavları bitirme ve okuma ve karne yetiştirme ve de mezuniyet töreni hazırlık stresi mi?

* Sipariş sırasında bekleyen ve tarih vermeme rağmen sürekli mail atan müşteri mi?

*Dağınık ev,biriken ütüler ve de bunları yapacak düzgün bir temizlikci bulamam mı?

Söyleyin bana neden çıktı bu uçuk?

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Deneyimli Anneden Tavsiyeler

Bakın deneyimli bir anne tecrübelerini nasıl anlatmış;

“Anneler için en önemli şey bebeklerinin rahatı ve huzurudur. Benim de her anne gibi önceliğim, biricik bebeklerim. Canım oğlum ve canım kızım...

Ali, oğlum, şimdi 4 yaşında yakışıklı bir oğlan. Onu ilk kez kucağıma aldığım gün sanki dün gibi. 4 yıl öncemi hatırlıyorum da ne tecrübesizmişim. Neler yaşadık oğlumla. O mu beni büyüttü, ben mi onu büyüttüm hep düşünürüm. Sanırım biz beraber büyüdük. Annelik, hayatımdaki en büyük tecrübe oldu çünkü.

Tuana çok şanslı. Ali’nin bana öğrettikleri sayesinde Tuana hiç zorluk yaşamadan büyüyor. Hatta göz açıp kapayıncaya kadar 1 yaşına geldi bile. En rahat annelik, ikinci çocuğundaki annelikmiş.

Ali bebekken çok bez markası değiştirdim. Bezler ya pişik yaptı, ya Ali hiç rahat edemedi, uykusuz kaldı. Bebekliği boyunca beze ödediğim servet de cabası. Tabi ilk anneliğimdi ve çok tecrübesizdim. Bezin fiyatı uygunsa kalitesi de düşüktür diye düşünüyordum. Tuana’da ise artık beze verdiğim paraya acımaya başladım ve sonunda Canbebe’yi keşfettim. Ben tam Canbebe almaya başlamıştım ki, Canbebe sağ olsun bir de yepyeni bir ürün çıkardı. ComfortDry hem Tuana’nın altını kuru tutuyor, pişik yapmıyor hem de bez topak topak olmuyor. Tuana da daha rahat ediyor.

Tüm annelere önerim, siz de bebek bezine fazla para vermekten sıkıldıysanız, bir de iyi bir bebek bezi arıyorsanız, Canbebe ComfortDry alın. Çünkü Canbebe deneyimli anneleri dinlemiş, ona göre bir bebek bezi üretmiş.

Facebook’ta ve Twitter’da sürekli ödüllü yarışma yapıyorlar. Facebook’ta http://www.facebook.com/canbebe, Twitter’ta da https://twitter.com/canbebeailesi adresinden yarışmaları takip ederek bebeğiniz ve kendiniz için birbirinden güzel hediyeler kazanıyorsunuz.
Teşekkürler Canbebe.”



Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Hanzade 1 yaşında


Taslaklarımın arasına bir yazıya denk geldim : 'Melek'in meleği doğdu' diye.İnanamadım,daha doğumunu haber veremeden size ilk yaşını kutladık bile! Arkadaslar çoluk cocuğa karışınca iyi oluyormuş ya:)



Kıyafeti tabiki de Çoko Tütü'den:) Annesi ne hazırlıklar yapmış,her şeyi kendi elleriyle hazırlamış.




Her bir ayrıntı için ayrı ayrı düşünmüş.



Ve sonuçta mükemmel bir organizasyon çıkmış.



Haftaya da adım çöreğimiz var,bizim kız ilk adımını attı:) Annesi Melek Hanım bakalım hünerlerini yine konusturacak:) Nice mutlu,sağlıklı,bol uykulu,bol iştahlı senelere...




22 Mart 2012 Perşembe

Popüler İsimler Sözlüğüm



 Tamamen kişisel izlenimime göre dönem dönem isimler:)

Esralar,Tuğbalar,Özlemler,Ebrular evlendi barklandı,büyük ihtimalle çoluk çocuğa karıştı.

Şeymalar,Büşralar,Kübralar,Merveler,Fatihler üniversite çağında.

Melisler,Melisalar,Cerenler,Cemreler,Emreler lise çağında.

Esatcanlar,Onurcanlar,Uğurcanlar,Sudenurlar,Beyzanurlar ilköğretim çağında.

Defneler,Durular,Kaanlar,Adalar anaokulu çağında.

Doruklar,Poyrazlar,Derinler,Rüzgarlar da ilk çocukluk çağında.

16 Mart 2012 Cuma

6.Blogger buluşması



  6 aydır her ayın 2.Cuması düzenlenen blogger toplantısına nihayet katılabildim.Bu ay sevgili Yeşim Mutlu'nun organisazyonu ile Kansersiz Yaşam Derneği kurucusu Dida Kaymaz ve Op.Dr.Şerife Şimşek'in katılımıyla müthiş bir sunum dinledik.

Dida Kaymaz,anlattıklarıyla kendine hayran bıraktı.Ne kadar güçlü,ne kadar pozitif anlatamam.26 yaşında kanserle tanışmış,ancak kanserin ölümle eş anlama gelmediğini göstermiş çok güçlü bir kadın.Zaten hafızamıza kazınan cümlesi 'Kanser savaş değildir,savaşta kazanan ve kaybeden vardır' oldu.

Ölüm zaten her yerde,Dida da söyledi kapıdan çıktığımızda başımıza ne geleceğini bilmiyoruz.Ancak tedavi sürecinde kişinin kendinin ve etrafındakilerinin yansıtacağı enerji çok önemli.Hastalıkla beraber ölümü kabul ediyorsa kişi,zaten olay bitmiştir.

Tedavi sürecinde aile için gerçekten bir onko-psikolog gerekli olduğunu da belirtti.Hasta kendini ne kadar iyi hissederse hissetsin,çevresindeki insanlar için bu durumu anlatmak gerçekten zor olabiliyor gerçekten.Dida da ailesinden gizlemiş 2 sene kadar,ailesinin ilk başta elbette çok üzüldüklerini,ancak daha sonra annesinin bile bu durumu ne kadar kanıksadığını anlattığında hepimizin yüzünde bir gülümseme oluştu.Annesi gazetede haber okurken 'solaryumum kansere neden olduğu bilimsel olarak da açıklanmış.Gerçi sen kansersin zaten' demiş:)

Op.Dr.Şerife Şimşek de erken teşhis etmek için yapmamız gerekenleri anlattı.Adetin ilk gününü 1.gün olarak sayarsak 8.ve 10.günler arasında elle kontrol etmek,düzenli mamografi çektirmek.Ailesinde risk faktörü bulunanların daha dikkatli olması gerekiyor.

Dida,kansersiz yaşam derneği ile yaptıkları faaliyetleri anlattı.Adana'da çocuk hastalara moral ve destek vermek için gittiklerini,orada yaşadıklarını anlattı.Abdil diye bir minikten bahsetti.morali bozuk onlarca çocuk içinde yüzü hep gülen ve hastalığı yenen.Daha sonra olumsuz hayat şartlarından dolayı hastalığının tekrar ettiğini anlattığında hepimiz burkulduk.Ne acı tesadüftür ki bu yazıyı yazmadan önce Abdil'in artık cennete gittiğini öğrendim.Boğazım düğümlendi...

18 Şubat 2012 Cumartesi

#BenimKahramanımSensin



Yazacaklarım birikti de birikti.Ancak günlerdir kafamı toparlayamıyorum,kendime yeni geldim desem yeridir...

  Sosyal,yazılı ve görsel medyadan takip ediyorsunuzdur Gamze anneyi...Rahatsızlığını duyduktan sonra,blogundaki yazıları okuyup hepiniz gibi dağıldım ben de.Bencillik yaptım aslında,onun durumuna kendimi koydum,kafamdan düşünceleri atamadım: Ya bana bişi olursa?

Bana bişi olursa anam ağlar,gerisi yalan ağlar.Çoluk çocuk büyür bi şekilde.Siz yine kalkıp işe gidersiniz,akşam dizinizi izlersiniz,kapıcı aynı saatte çöp toplamaya gelir,tatilinize gidersiniz,bayramlar gelir geçer,üzülürsünüz sevinirsiniz.Yani hayat akar gider...

  Ancak olay burada bunları düşünüp üzülmek değil.Bir insanın hayatını kurtarmak.Şu anda ülkemizde bir çok kişi organ,bir çok kişi ilik bekliyor.

  Gamze de ona uygun ilik bulunursa evladını büyütecek,okula gönderecek,üniversite sınavına girmeden önce okunmuş pirinç yedirecek,arkasından dua okuyacak,askere gönderecek,evlendirecek,torun sevecek...

  İşte o hayat kurtaracak ilik sende,bende,içimizden birisinde.

  Maalesef ilik bankalarında çok az örnek var şu anda.Okan Bayülgen  de açıkladı,duymuşsunuzdur,Almanya'da nüfus 80 milyon,bağışçı 4.5 milyon.Hele o yıldızımızın barışmadığı Kıbrıs Rum Kesimi,nüfus 800bin,bağışçı 100bin.Orana bak!

  Bizim ülkemizde mi? Nüfus 75 milyon,bağışçı 35bin.

  Gamze anne bir imge burada.Onun gibi niceleri var umutla bekleyen.Vereceğiniz 1 tüp kan ile bir hayat kurtarabilirsiniz.

  Eğer bağışçı olmak istiyorsanız: 18-50 yaş arası ve 50 kg üstü olmanız gerekli.Anemi olanlar ve sarılık geçirmiş olanlar bağışçı olamıyor.Şu anda da herhangi bir hastalığınızın olmaması ve düzenli bir ilaç kullanıyor olmamanız gerekiyor.

   İstanbul'da Çapa Tıp fakültesindeki ilik bankasına bağışlayabilirsiniz.Dekanlık binasında bu merkez.Bir form doldurup,bir tüp kan ile bağışçı olabilirsiniz.

Hepinize sağlıklı günler,bilinçli bir toplum olmamız dileğiyle...

5 Şubat 2012 Pazar

Annecee'den Tütü Hediye

   

Yaptığım tütülerden hediye vermek istiyorum 1 kişiye.Bunun için lütfen annecee.com'a tıklayınız:)

Şimdiden söyleyeyim,1 kişiye de kendi blogumdan hediye vereceğim,çok yakında hem de:)

27 Ocak 2012 Cuma

Bana bir masal anlat...



Ceren,ben anlatayım o dinlesin,çok seviyor.Pepee düşmüş ağlamış,Caillou parka gitmiş,salıncağa binmiş.Anlat anlat aynı şeyler.

Adım adım'ın gönderdiği kitap seti var elimizde,Berenstein ayıları.Yaş grubu olarak uygun gelmedi bana resimler,isimler,konular filan...Bir sürü kitabımız var ama hepsi bebe kitabı kategorisinde.Yani anlayacağınız masal kitabı kıtlığımız var.

Çocukken,masal kitabı okumadığımdan (taa o zamandan realistimişim:P) hep Ömer Seyfettin,Kemalettin Tuğcu okuduğumdan mıdır nedir hiç masal haznem yok.Kırmızı başlıklı kız,pamuk prenses,sindirella,hiç birini de tam olarak bilmem hani.

Geçen akşam Ceren'i uyuturken 'anlat anlat' diye başladı.Kırmızı başlıklı kızı anlatmaya başladım.İşte babannesi hasta olmuş,kız kırmızı montunu,şapkasını giymiş,babannesine kurabiye götürüken yolda kurtla karşılaşmış.Pis kurt kızı takip etmiş.İşte tam da orada Ceren'in hafıza kaydetmiş,anne pis kurt anlat! Zaten devamını da uydurdum,bi nevi sansürledim,kurt kızı ham yapacakken ormancı gelmiş,kızı kurtarmış.Babanne de o sırada gezmedeymiş,o da gelmiş,hep beraber kurabiye yemişler.E tamam da nedir bu masalın ana teması?Küçük bir kızı annesi yalnız başına orman yoluna salar mı?cık,cık,cık.

Cindirella'ya hiç başlamadım bile,üvey anne,üvey kardeşler,sürekli bi itilme kakılma..

Başladım pamuk prenses'e.En baştan moral bozukluğu..Kötü davranan üvey anne...Hadi atlayayım o ayrıntıyı dedim,pamuk prenses ormanda dolaşmaya çıkmış.Ne işi var tek başına? Sonra yedi cücelerin kulübesini görmüş,girmiş içeri,yataklarına uzanmış.Tanımadığın birinin evine izinsiz girmek!Bir de evde kimse yokken!Devam ettik, kız elmayı yedi,günlerce uyudu.Prens geldi.Öptü(yanaktan tabi).Hii olur mu öyle şey!Yok annecim,evlendiler,çocukları oldu,mutlu mesut yaşadılar.

N'apayım,karikatürdeki baba çok da haksız değil hani!


3 Ocak 2012 Salı

Yeni yıl...

                                               


Yeni yıl dileği için çok gecikmedim değil mi?

Yeni yıl hepimize sağlık,mutluluk,huzur,hayırlı,bol ve de helal kazanç getirsin!

Bunlarla birlikte ayrıca yeni yıldan;

  • Bol bol gezme,
  • Mümkünde İsviçre veya İngiltere seyahati,
  • Ceren'e bir kardeş:) Hmm belki de 2013-2014'e de kalabilir:)
  • Tütü yapmak için renk renk tül,
  • Çişini söyleyen bir Ceren,
  • Kısa kesilmiş tarz bir saç modeli
  • Çeşit çeşit kıyafet-ayakkabı-çanta                                                      
                                                                     filan istiyorum.Amin.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Çoko Tütü'de neler oluyor?

   Çok güzel,çok renkli şeyler oluyor.

   Kişisel blogumu pek tütü işine karıştırmak istemiyorum ancak beni sadece buradan takip edenlere bildirmek istedim neler oluyor diye :)

Renk renk tüllerle uğraşmak nasıl deşarj ediyor beni anlatamam.Çalışma hayatı,2 yaş bunalımındaki Ceren,ilgi bekleyen bir eş,ev işleri filan derken Ceren'i uyutup işimin başına geçmek herşeyi unutturuyor.Hele bir de gelen olumlu mesajlarla katmerleniyor hevesim.

Bu süreçte bana destek veren internet annelerine mesela İrem'e,mesela Nihan'a,mesela Sena'ya,mesela Nesli'ye,mesela Aslı'ya,mesela Yeşim'e çok teşekkür ederim.İsmini unuttuğum varsa lütfen hatırlatsın:))





Çoko Tütü'ye www.cokotutu.com adresinden ulaşabilir,daha çok modeli görebilirsiniz.Facebooktan ise bir tıkla beğenebilirsiniz:)


27 Aralık 2011 Salı

12 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni bir blog: Mai kelebeğim

   
Hani vardı ya tütüler içinde bir bebek,heh işte onun annesi;


 

Benim meslektaşım,dekorasyon danışmanım,çanta koleksiyoncum:) değerli edebiyatçım,adı gibi güzel ARKADAŞIM Melek yeni bir blog açtı: mai kelebeğim

Kimi zaman Hanzade'den haberler,çoğu zaman edebi eserler,kitaplar,kültürümüzden parçalar...Bir çok içi boş blogtan sonra biraz ağır gelebilir size,yavaş yavaş okuyun,sindire sindire.Bakmayın edebi edebi takıldığına kokoşlukta on numaradır:) Orada görüşmek üzere!

17 Kasım 2011 Perşembe

Çilekten ve şekerden iğrendiren şarkı



    Farklı olmak güzeldir,Türk müziğine farklı soluk gelmesi de güzeldir.Ama bi şarkı da insana güzel hisler uyandırmalı,uzaklara alıp götürmeli veya sevdiğini hatırlamalı veya coşturup hoplatmalı.Ama o korkunç  hansel ve gratel masalındaki şekerden yapılmış ev yetmezmiş gibi başımıza bi de bu şarkı çıktı.Pembe mezar...Dinleyen-seven var mı diye düşünürken meğer ergenlerin bu şarkıya bayıldığını gördüm.Şarkının nakaratını dinlemeye tahammül edememiştim ki benim ergen öğrenciler bağıra çağıra söylerken resmen gözlerim faltaşına döndü. Çok üzgünüm bu gece ölmek istedim,kendimi asmak istedim! Zaten etraf mutsuz gençlerle doluyken bi de onların diline bu tarz şarkılar düşür,eşek ve karpuz kabuğu misali...

Neyse,tamam gençlerimizin kişiliği kuvvetli,bi şarkıyla bunalım takılacak halleri yok diyelim,bu şarkıda esas beni tiksindiren şeker tabutlar,pembe mezarlıklar,bu mezarlıktan tüten çürük çilek kokusu..Oyy Allah'ım,ağzıma böyle çürük çilek tadı geliyo,böyle şeker hamuru filan geliyo aklıma bi hoş oluyorum.

Ne diyeyim,Allah akıl fikir versin,şarkı sözü yazarları her aklınıza geleni yazmayın,yeme içme muhabbetini ise hiç karıştırmayın bu işlere...

Merak edenler için ise korkunç videosu:  http://video-klipleri.org/model/pembe-mezarlik-klibi_d727ae9f9.html

13 Ekim 2011 Perşembe

Çoko'nun tütü dükkanı açıldı



Ceren'e doğum günü kıyafeti ararken kafamda yanan ışık bugün meyvesini verdi,aylar süren çalışmalarım sonucu Çoko'nun tütü dükkanını minik prenseslerin hizmetine soktum:) Buyrun sizi burdan alalım.İyi alışverişler:)

25 Eylül 2011 Pazar

Benim için hayatın anlamı...

Ne mal mülk,ne para pul,ne de akademik kariyer.. paraya ya da kariyere çook önem verseydim şu an devlet okulunda öğretmenlik yapıyor olmazdım.




Benim için hayatta daha önemli şeyler var: Mesela Ceren'i çikolata yerken izlemek,




Ceren'in ''Bügü,Bügü'' diye Begüm'ün fotoğraflarına bakarken arkadaş sevgisini görmek,



Rengarenk tülleri kesmek biçmek,bissürü bissürü bişilşer yapmak,



Arkadaşlarla 'saturday nite-out' yapmak,




Arkadaşımla konserde şarkı söylemek,




Gezmek,gezmek,gezmek...


15 Haziran 2011 Çarşamba

Çalışan annenin derdi: Bakıcı mı kreş mi?



Bu postu yazmayı özellikle bu günlere erteledim.Kreşin son günlerine gelelim,bi aksilik olmasın,tükürdüğümüzü yalamayalım sonradan diye:)

 Önceden yazmıştım,komşumuz bakmayı bıraktı,anlaştığımız bakıcı 3.gün vazgeçti derken hiç vakit kaybetmeden kreş araştırdım ve böylelikle başladı kreş günlerimiz.

Bir çocuk için en iyisi tabiki de evidir.Ama mümkün değilse,bu dünyanın sonu değil.Ben kreşten çok çok memnunum.Evde bakıcı olsaydı Ceren bu kadar gelişim gösterir miydi bilmiyorum.

En başta kreşte düzeni öğreniyor.diğer çocuklarla beraber masaya oturup yemeğini yiyor.abi geliyor,abla nerede filan diyerek bi tencere yemeği yedirebilirsiniz Ceren'e çaktırmadan :) Çocuklara bayılıyor.Gördüğüm kadarıyla kreşte çocuklar da Cereni çok seviyor.Oyun saatinde beraber oyun oynuyorlar.Bizim minik cadı oturup masaya yapboz yapıyor,boyama yapıyor.

En önemlisi Ceren kreşte kendi kendine uyuyor!!!Evde ayakta zor uyutuyorum.Kreşte sallamak yasak olduğunu biliyor.Yatağına yatırıyorlarmış,iki pışpış ve mışıl mışıl uyku!en büyük gelişme bu bizim için.

Sürekli oyun,şarkı,konuşma duyduğu için dil gelişimi de oldukça ilerlemiş durumda.

bu aralar sürekli i-a,i-a diyor.anladım a-i demek istediğini :) eşek sesi taklidi hiç yapmamıştık evde.meğer Ali babanın çiftliğini söylüyorlarmış sürekli,ordan kapmış.

Kreşte paylaşmayı da öğreniyorlar doğal olarak.Elindeki herşeyi etrafındaki çocuklara vermeye çalışıyor.Misafirliğe gittiğimizde ayağından ayakkabısını çıkartıp daha 2 aylık bebeğe giydirmeye çalışırken yakaladım en son :)

Sabahları bırakırken ağlıyor tabi ama çocukları görünce hemen susuyor.Almaya gittiğimde alkış yapıyor,hemen atlıyor kucağıma sarılıyor.Üzülüyorum bazen beni özlüyor diye ama çok yoğun çalışmadığım için şanslı olduğumuzu düşünüyorum.14.30 gibi alıyorum.Ayrı geçirdiğimiz 6 saatin 2 saatinde uyuyor.Geri kalanında da oyun eğlence.Zaten okula gidince rahat bi nefes alıyorum,en rahat öğünüm okulda yediğim öğle yemeğim:) O yüzden  fazla düşünmemek,anın tadını çıkarmak en iyisi :)

Evde olsaydı bakıcıyla ne mi olurdu?Bakıcımız-ki geneli öyle- ilkokul mezunuydu.ah yapalım anneye,niye ağlatıyosun Ceren'i tarzı cahilce konuşmalarına denk geldim.Ceren'e ne kadar ne öğretebilirdi?Kaç tane şarkı?Sofra adabı?(tamam ben de yeteri kadar veremiyorum ama)Yaşıtlarıyla oyun imkanı?Kimi zaman tv açıp avutacaktı çocuğu.Tabiki de çok çok iyi bakıcılar var ama kaçımız o kadar iyisine denk geliyoruz?

En önemlisi,bakıcının karşısında ben eziliyordum öyle diyim size.yok şu kadar para,yok yol parası da.ay biriyle tanıştım benden daha fazla ücrete yaşlı bi çifte bakıyomuş hem de benim yaptığım işin yarısını yaparak.İyi niyetimi suistimal etmeye çalıştı şimdiye kadar tanıştığım temizlikçi ve de bakıcılar.Ama kreşte ben müşteriyim.Benim memnuniyetim önemli.Çocuk kussa özür diliyorlar.Özür dilenecek bi durum olmadığını söylüyorum şaşırarak :)

Kreş deneyimi olan bi anne olarak şunu diyebilirim: Canınızı sıkmayın,fırsatları değerlendirin.Ben de baştan çok üzüldüm çocuğum yol çekiyor,ev ortamında değil filan diye ama getirdikleri götürdüklerinden çok daha fazla oldu.Bazen üzüldüğümüz olaylar aslında bize daha iyi fırsatlar açan kapı olabiliyor.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Her konuda uzman



Eski manken,yeni sunucu,uzman pilatesci,fit anne bakın şimdi de suyun uzmanı olmuş!

6 Nisan 2011 Çarşamba

Bugün

bu aralar en sevdiği şey bana ve oyuncaklarına sarılmak.

gece 3 ve 6'da Ceren için kalktım ama esas kalkış 7'de oldu.Ceren uyuyordu,sessizce hazırlanmaya başladım.tam makyaj ve saçımı yapacakken uyandı.önüne rujlarımı verdim ağlamasın diye,birrr,ikii,üçç diye rujları saydım ona,avundu.

hadi gel dedim,hazırlanma sırası sende.kotunu,hırkasını giydi.baktım saate,8 olmuştu,tühh kahvaltı yapamadım yine dedim,erzak çantama corn flakes,süt,kase ve kaşığımı attım.neyseki çantaları dün akşamdan hazırlamıştım.kolumda 3-4 çanta,kucağımda Ceren çıktık.otoparka indik.bi baktım araba yok,dün akşam evin önüne park ettiğim geldi aklıma,tekrar çıktık dışarı.

yollar kaygandı,trafik vardı.Nihat da yoktu radyoda.neyseki Ceren her zamanki gibi sessizce oturdu koltugunda,etrafı izledi.geç kaldık.daha dogrusu her gün erken vardığımız için bugün ucu ucuna yetiştik.Ceren'i bıraktım kreşe.sarıldı bana,ağladı.ama öğretmeninin kucağına gidip de oyuncakları görünce sustu.

vardım okula.tüm gün boyunca muhabbetimiz eksik olmadı.güzel geçti.son derste ohh dedim,bitiyor.yanıldım.aklıma daha 2 saat daha kursum olduğu geldi,içimi sıkıntılar bastı.ama abartmışım.test çözdük,çok çabuk geçti.

Ceren'i aldım,sarıldık sıkıca.eve dönerken cd satan dükkana uğradım,Ebru Şallı var mı? dedim,hee pilates mi,yok kalmadı dedi.

eve girdik.Ceren'in üstünü-altını değiştirip elma yedirdim.buzdolabını karıştırırken Ceren ben de ilk kez denediğim pazı yemeğini koydum ocağa.içine de 1 çay bardağı bulgur koydum.Ceren'e yemek hazırladım.eşim geldi,hemen Ceren'e yemeğini yedirdim,alt komşuya oğluna ders çalıştırmaya indim.derse konsantre olamadım üst kattan yani bizim evden gelen çocuk ağlaması yüzünden.

20.30'da eve çıktım.Cerenle sarıldık oynaştık.maç izleyen eşime haftasonu planını anlatmaya çalıştım,diyetteyim,ilgimi çekmiyor dedi.zaten akşam yemeğinde de bulgur pilavı yedirdin bana,doldurmuşsun yemeğe bulguru dedi.Ceren'i uyutmaya gitti,ben de nete girdim haftasonu Edirne'de neler yenir araştırayım dedim.5 dk sonra eşim Cerenle geri döndü,uyutamadım bi de sen denesene dedi.yaaa daha yemek yemedim bile,üstümü bile değiştiremedim dedim,bilgisayarın başında oturacağına yeseydin dedi.tamam yiyeyim şimdi dedim,maçın 2.yarısı başlıyor,durdun durdun tam zamanını buldun dedi.tamam o zaman,ben uyutayım Ceren'i dedim.karanlıkta,kumaş pantolonla ve aç mideyle ayağımda Ceren'i salladım,o sırada aklımdan bu yazıyı yazmak geçti.sonra aklıma Edirne'de yiyeceğim köfteler ve yaprak ciğer geldi,ağzım sulandı.

uyumayan Ceren'i duyan eşim imdadıma yetişti,ben de hemen mutfağa koştum,yemek yedim,üstümü değiştirdim,Ceren'e süt içirdim.O uyuyunca tüm stresimiz geçti.

muhtemelen bu yazıyı yazdıktan sonra duşa gireceğim,yatağa girdiğimde tühh bugün yine erken yatamadım diyeceğim.yarının oldukça light bi gün olduğunu düşünüp rahatlayacağım.kafamı yastığa koymaya çeyrek kala uykuya dalacağım ve yarın için enerji toplayacağım.

29 Mart 2011 Salı

özeleştiri



annelik sınırsız sevgi,sonsuz merhamet,bolca endişe,zaman zaman delilik,arada alıp başına gitmek istemek demekmiş onu anladım şu 1 yılda.

evde olduğum ilk ay sürecince emzirmeydi tek derdim,niye emmeyi sevmiyor,bi yerde hata mı yaptım?niye sezeryan yaptık,doktoru dinlemese miydik?niye 38.hafta bitince doğdu,sancıları bekleseydik..niye niye niye aldı başını gitti.

işe başlayınca aklımda kurduğum şeyler biraz hafifledi.ama daha ağır bi yük bindi büyüdükçe. nasıl beslenecek,nasıl uyuyacak,kim bakacak,işe gitmesem olmaz mı?yok çalışmak iyi geliyor bana.yardımcıya rağmen niye ev işlerine takıyorum kafayı?yarın Ceren ne yese?keşke daha uzun süre anne sütü alsaydı,sık sık hasta mı olacak şimdi?zayıf mı?organik mi beslemeliyim,mamayı sevmiyor,yeteri kadar kalsiyum alamıyor mu?kavanoz mamaları da veriyorum,hazır yogurt da,zararlı şeyler mi veriyorum çocuğuma?.neyse ev yapım yogurdu da var canım her gün.kraker,çikolata filan veriyorum,abur cubura mı alıştırıyorum?niye hala yürümüyor?bugün yeteri kadar protein aldı mı?bak öğünü şaştı yine.bu gece kaç kere kalkar acaba?offf uyumak istiyorum.bak eşime patladım yine,yazık günah ona da yaa.baby tv izletiyorum,napıyorum ben?çok bağırıyor,onu yüksek sesle bağıra çığıra mıncıra mıncıra sevdiğimizden mi?evde daha küçük harflerle konuşmak lazım.bak yaşıtlarına  kendi kendine uyuyor,oturuyor mama sandalyesine tostlar,omletler,yemekler yiyor.bizimki hala öğürüyor.off niye kıyaslıyorsun ki şimdi?bak kaç aylıkkken yürüdü tüm yaşıtları.tabi çocuğa bi yürüme oyuncagı almazsan,egzersiz yaptırmazsan böle olur.aman canım,biz kendi kendimize yürümüşüz,bizim zamanımızda 'ilk arabam' filan mı vardı düşünecek olursan.bi çocuk niye sabahın 4 ünde kalkar başlar mesaiye?çok sinirlendim,büyüse de bi tane şaplatsam poposuna.ayıp ayıp,kimse duymasın,bak herkes çocuğuna karşı ne kadar sabırlı,hiç sinirli olduklarını gördün mü?iyi bi anne değil miyim yoksa ben?

daha neler neler neler.ha söylemeyi unuttum annelik en çok da vicdan azabı demekmiş.

5 Mart 2011 Cumartesi

1 tıkla 1 hayat kurtaran aşı

 

Primanın Unicefle ortaklaşa başlattıkları sosyal sorumluluk projesi dahilinde,facebook sayfasında her bir tıkla Prima'nın Unicef'e bir tetanos aşısı bedeli bağışlamasını sağlıyorsunuz.dünyada yüzbinlerce bebeğin hayatını tehdit eden yeni doğan tetanosunun önlenmesi için haydi bir tıkla bir aşı.

http://www.facebook.com/PrimaDunyasi?v=app_10339498918