14 Eylül 2011 Çarşamba

Nedir bu Caillou çılgınlığı?

                                            


Ceren doğmadan önce veya Ceren'in çizgi filmden anlamadığı günlerdi.Kayu diye bişi duyardım,çocuklar deliriyomuş,defteri kitabı filan da çıkmışmış bu Kayu'nun.Çok faydalıymış,çok güzel örnek oluyormuş çocuklara.Cd'sini alırdı arkadaş çocuğuna,kimmiş şu Kayu bi de ben bakayım dediğimi hatırlarım.

Baktım,okunduğu gibi yazılmıyor.Caillou.

Günlerden bir gün denk geldik Caillou'ya,tamamen tesadüf.Ceren şöyle bi baktı,bak Ceren,bu Caillou dedim tanıştırdım.Pek ilgilenmedi.Sonra bize üzerinde Caillou'nun resmi olan bi bardak hediye geldi.Günler sonra kayi demeye başladı bu çocuk.İlk baştan anlamadım,kayi ne demek diye düşünürken gazetede kayunun küçücük resmini gösterince anladım.Evet,artık virüs Cerene de bulaşmıştı.

Bizim evde Caillou fırtınası esiyor artık.Caillou'nun yayın saatlerini takip etmiyoruz,Ceren'e kriz geldiğinde netten açıyorum,eh işte 3 dakika kadar anca izliyor,sıkıya gelemiyor.Öyle oturmak pek bize göre değil:) Karaktere aşık Ceren:) Tv'de reklamlarda gördükçe çıldırıyor.Maşallah Caillou'nun her bi haltı çıkmış,balından tutun da masa-sandalyesine kadar...Her bi markette kitapları.Tabi hepsinden bizde de var artık.İçimiz dışımız Caillou olmuş durumda.

Biz de bu kervana katılmış durumdayız,geçmiş olsun...


5 Eylül 2011 Pazartesi

Tatilin adı gezme,gezmenin adı yorgunluk

Tatilde buralardaydık biz.Canım hiiiçç istemedi tekrar bi yolculuk.Zaten bu yaz valiz doldur boşalt.Eşim 9 gün boyunca gidecektik işte diyip başımın etini yese de...


E biri de benim valizimi hazırlasa,dönüşte boşaltıp,yıkayıp ütüleyip yerleştirse ben de giderim tatile.Erkek olmak kolay mı ne? :)



Tatile Begümle tanışarak başladık.Aslıyla daha önce tanışmıştık,sıra kızlara gelmişti.İki cadı pek birbirleriyle ilgilenmedi:) Begüm'ün şu güzelliğine bakar mısınız,maşallah?Bayıldım!



Herkes tatilde olduğundan pek bi bayram ziyareti de yoktu.Tatilde evde olmak da zor be blogcum,insan sürekli bi yerlere gitmek istiyor,yemek yapmak istemiyor.Ev işlerine tatil de yok,o yüzden en iyisi gezmek :)



Biz de öyle yaptık,İstanbul'a yakın nereye gidebiliriz dedik,boş tesis bulamadık,her yer full!Biz de günü birlik Maşukiye-Sapanca'ya gittik.O gezinin detayları azz sonra.




Fırsattan istifade İstanbul'un tadını çıkaralım dedik.Tenhayken Arnavutöy,Beşiktaş da güzel oluyormuş ya!




 Aklımıza geldi,Ceren vapura hiç binmemişti!Attık kendimizi Beşiktaş-Kadıköy vapuruna,martı ve dalga sesine Ceren'in sevinç-heyecan çığlıkları karıştı :) Ne iyi ettik!



Kadıköy'de anılarımızı tazeledik,Ceren anne-babasının tanıştığı cafeye gitti,duygusal anlar yaşandı:)




Cafer Erol'un önünden geçilir de badem ezmesi yenmez mi?



İçeri girince badem ezmesiyle yetinilir mi?Yetinmedik,yazın alınan kilolara bi de bayram kilosu eklendi,mazaret hazır.



Mümkünse kediler Ceren'i gördü mü kaçsınlar,yazık Ceren bi çekiyor kuyruğundan.Hayvan sevgisi bu olmamalı!

Hayat bayram,bayramlar hep böyle uzun tatil olsa ne güzel olurdu di mi?

31 Ağustos 2011 Çarşamba

nünana

Konuşmaya yeni başlayan çocuk da pek bi komik oluyomuş,nünana,nanane,nanına...Bunlar ne biliyor musunuz?Dondurma,sandalye,salıncak:)

Twitter ahalisi bizim dondurma sevdamızı bilir.Ceren'in elinde telefon,babasıyla konuşmaya çalışıyor.'ekmek al' dedirtmeye çalışıyorum,Ceren ne dese beğenirsiniz 'nünana bitti!'









Ceren'in kirine pasına bakmayın artıkın,dağ tepe gezmeden geliyor çocuk:)

Heee bu arada hepinize dondurma tadında bayramlar diliyoruz!!

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Buraya daha sık uğrayacağız,söz!

   Ne kadar çok şey var aslında bloga yazacak,çizecek.Ama tatil rehaveti midir nedir?Fazla söze gerek yok,fotoğraflar konuşsun.
















































14 Ağustos 2011 Pazar

Alaçatı


Hiç Bodrum,Marmaris uğraşmayın...Siz bir Alaçatı'ya gidin.


Ceren'i yaklaşık 30 saatliğine babanneye bırakıp gezmelere gittik.



Ne kadar aklım Ceren de kalmış olsa da,Cerenle de böyle gezilmezdi ya.Tam bir kafa dinleme oldu bana uzun süredir tatilde olmama rağmen.





Kumrucu şevki'den kumru yenir artık di mi?Gerçi artık İstanbul'da da şubesi var ama olsun,oralara gittik de yemeden döndük demeyelim:)




Yel değirmenleri,sakız ağacı,mavi,deniz.İşte Ege bu.




Bakmayın böyle boş olduğuna masaların.Akşam için misafirlerini bekliyorlar.



Sanki buraya hiç kış gelmiyor,hep böyle güneşli,hep böyle insanın içini ısıtan cinsten.



Ara sokaklara girip 'gerçek' hayatları gördükçe insan burada yaşlanmaz be kardeşim diyorsunuz.




Konaklama için taş evleri tercih edebilirsiniz.Bir çok butik otel var.Bana da twitter'dan sevgili nhnkyl, 1882 oteli tavsiye etti.




5 odalı bir butik otel.O kadar şirin o kadar hoş bir yer ki anlatamam.Son derece modern döşenmiş ama aslından da taviz vermemiş bir yer.Sol üstte gödüğünüz teras da bize aitti hihihi:)





Sanki 1 gün değil de 1 hafta kalmışız gibi dinlendim,kafamı boşalttım ve kızıma koştum.




Zaten öyle 1 hafta kalınacak gibi değil be abicim,biraz kazıklanma havası hissediyosun da ortamın güzelliğinden olsun be o kadar diyorsun.



Kısacası Alaçatı kesinlikle görülmesi gereken bi yer.O müthiş havasını mutlaka solumasınız.Benim en çok hayıflandığım yıllardır dibimdeki bu yeri es geçmiş olmam.






4 Ağustos 2011 Perşembe

Ceren in sling.

Cerenle rahat bir tatil için baya kafa yordum.Uçakta ve pusette avutmak için küçük kitaplar,5-10 tane lego parçası,gezerken avutmak için balık kraker,topitop(hepsini ben yedim),beslenmesi eksik kalmasın diye bebek yoğurtları falan filan.

Ancak pusette sıkılırsa ne yaparız sorusu aklıma en son gelendi.Keza Ceren daha yürümüyordu.Aklıma sling geldi,bir çok yerde anneler sling çeşitleri,kullanımı konusunda baya konuşmuştu.E o zamanlar ihtiyacım olmadığı için hiç okumamıştım.Acilen Hülya'ya danıştım,çok hızlı bi şekilde karar verdim ve diğer gün sling elimdeydi!

Bir çok model sling var,Mei tai'nin kullanım kolaylıklarını ve zorluklarını açıkçası bilmiyorum:)Ancak çok işime yaradığını biliyorum.

İşte karşınızda Ceren in sling ve pembe pantolonlu annesi:

Ceren'den nerdeyim ben,siz kimsiniz bakışı.



Annesinin saçını elleyerek uykuya dalmaya çalışıyor.


Annesi o sırada nereyi gezsek diye kafa patlatırken çocuğu unutmuş durumda.


Hadi bakalım Ceren senin uyuyacağın yok,atla sırtıma dıgıdık dıgıdık yapalım.


Müzeye puset giremiyor,atla Ceren kucağıma.


1 Ağustos 2011 Pazartesi

Stockholm rehberi

Gamla stan'da (eski şehir) turlayın,


saat 23:10


Muren isimli dükkandan dondurma yiyin.Tahmin edersiniz ki Zeki Müren geyikleri bolca döndü.



City Hall'un kulesine biz çıkamadık siz çıkın:)




Çıkışta çok kuyruk olur da ertelerseniz bahçesinde oturun,manzaranın tadını çıkarın.




En sevdiğimiz alışveriş caddesi Drottninggatan'da dolaşın,Lindex'e mutlaka uğrayın.H&M tam bir hayal kırıklığı,vaktinizi boşa harcamayın.




Nordiska museum'a gidin,




Adamların tarih içerisinde gelişen yeme-içme anlayışını,




Zaman içinde değişen yaşam tarzına şahit olun.




Royal palace'a gidin,




Gustav'ın porselenlerini görün:)




Vasa museum'a gidin,




Yüzyıllar önce batan ve paramparça halde çıkarılan geminin nasıl puzzle gibi birleştirildiğini görün.




Skansen açık hava müzesine gidin,




Yıllar öncesine gidin,




Kendinizi modernizmin daha m'sinin olmadığı bi dünyada hayal edin.




Çıkışta bu restoranda yemek yiyin.




KatarineHissen'den şehri izleyin,




Hotorget'den ahududu ve böğürtlen alın.



Bardakların bile buzdan olduğu Ice Bar'da bişiler için:)




Stockholm'e feribotla 1,5 saat uzaklıktaki Vaxholm'a gidin,




Dinginliğin ve de



Manzaranın keyfini çıkarın.



İsveç'in simgesi Dala horse denilen ahşap atlardan alın.



E Ceren'i merak etmişsinizdir.Bize süper ötesi bi yolculuk ve de tatil yaşattı.




İsveç hatırası,yürümeye Stockholm'de başladı.





Ceren'i oralarda hiç yoğurtsuz bırakır mıyız?Turkish yoğurdumuzu bulduk,resimdeki amcanın Türk imajına sağladığı katkıdan dolayı sevindik.



Kısacası biz İsveç'i çok sevdik.